Orhan Gencebay (Bir şarkının hatırlattıkları)

Haber Kategorisi: 2002 Haberleri

Neyse, o yıllara dönelim tekrar. Ürgüp’e ait ilk anılarım, bizim amatör “Laila”cının açtığı diskotekle başlar. Eski bir hanı kiralayıp “eğlence merkezi” haline getirmek kolay olmamıştı tabii. Yerel gençlerden kurulu bir folklor ekibi bile vardı. Turist kızlara arkadan sarılıp zavallıları “Dis is türkiş dens” diyerek pistte oradan oraya savurmaları görülecek şeydi (Laf aramızda, hanımlar da pek şikayetçi değildi). Aklımda kalanlardan biri de bir şarkı. Yine Ürgüplü bir gencin bestelediği “Vicdan” isimli 45’lik. Gencin babası o yörenin ileri gelenlerinden olduğu için şarkı tüm gün ve halıcı dükkanları da dahil tüm caddede aynı anda avaz avaz çalıyordu. Rivayete göre Vicdan karşılıksız sevdiği kızın adıydı. Plak aynı zamanda yurdu terk eden her turiste hediye olarak veriliyordu. Oğlanın “Ben Avrupa’da daha ünlüyüm!” demesi de boşa değildi yani. Her gece bizim diskoda iş bitince hep birlikte bu gencin babasının oteline “güneşi doğurtmaya” giderdik. Orfe’deki gibi. Küçük patron birkaç personeli uyandırır, el birliğiyle terasa bir masa kurar, şarap içerdik. Hatta bir keresinde çalışanlardan bir genç “Aman ya abi!” demişti, “Akşamlara kadar Vicdan Vicdan diye yırtınıyorsun, sende şu kadarcık vicdan olsa (parmakla da tarif ediyor) sabah körü bizi ayağa diker misin?” Sonra bizim genç aşık eline sazını alır, şarkılar söylerdi: “Gözünde uyku var bu ne yorgunluk…” Benim çok sevdiğim bir Gencebay şarkısı. Kim bilir o yıl yine kime aşıksam, hüzün içinde dinlerdim. Aradan yıllar geçti, bir gün yolum tekrar Ürgüp’e düştü. İş için. Tesadüf aynı otelde kalacağım. Taksi sürücüsüne sordum: “Yahu, buralarda Kürşat diye bir oğlan yaşardı, nerelerdedir?” Sürücü omzunun üzerinden hayretle bakıp “Belediye başkanımız oldu abla!” dedi. Sonrası mı? Hemen buluşuldu. Sarmaş dolaş olundu. Eski günler yad edildi. Yine o aydınlık yüz, hiç değişmemişti. “Akşama sana bir sürprizim olacak” dedi. Eşiyle beni ve birkaç dostumu bir “diskoteğe” davet ettiler. Bir zamanlar 17 yaşımın gecelerini geçirdiğim, “dayımın” diskosuna. Tabii el değiştirmiş, bambaşka bir yer olmuştu. Fırat’ın balık ağları ve denizyıldızlı dekorundan eser yoktu.. Sonra başkan korumasından sazını istedi ve çalmaya başladı. “Gözünde uyku var bu ne yorgunluk.” Ümit şarkısı. Hiç unutmamıştı. Ben yine ağlıyordum, bu kez minik oğlumu özlemiştim. Sanırım bir de artık çok gerilerde kalan o “Çaresiz erken inen akşamla, veda edip ayrıldığımız, o hüzünlü o hanımeli kokan” yazları özlemiştim.PS: Kürşat nerelerdesin? Çoluk çocuk sağlığınız iyidir umarım, bu yazı gözüne ilişirse beni ara.. Yazara e-mail Yıllar önce 17 yaşımdayken, benden üç yaş büyük Fırat dayımla Ürgüp’e gitmiştik. Dayım “diskotekçi” olmaya karar vermişti. Otobüste, ellerimizde birer Teksas okuyoruz, yan sıradan bir adam “A! Gavurlara bak, Teksas okuyorlar” diye hayretlerini belirtmişti. Nevşehir’de otobüsten indiğimizde de, tahta bavullu bir köylü vatandaşımıza yol sormuştuk. Fırat’ın tane tane “Hemşerim, Kapadokya’ya nasıl gideriz?” sorusunu adam uzun uzun yüzüne baktıktan sonra “Yes” diye cevaplamıştı. “Mademki sarışındır, öyleyse turisttir” mantığı. Bir Ürgüp köylüsü kadının TRT muhabirine söylediklerini hatırladım. Kadının elinde tahta bir çatal, üzerine kumaş kaplayıp bebek yapıyor. Bir taraftan da sorulara cevap veriyor. Kız soruyor: “Bu yabancılarla nasıl anlaşıyorsunuz?” “Heç, kolay” diyor kadın. “Evvela boncur deyöz, sonra koman televö felan deyöz, sateyöz.”

 

http://www.milliyet.com.tr/orhan-gencebay–bir-sarkinin-hatirlattiklari-/cumartesi/haberdetayarsiv/07.09.2002/58852/default.htm

Bir önceki Devlet sanatçıları Danıştaya takıldı başlıklı haberimiz konser etiketi ve orhan gencebay etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.