Son anda yanan ışık

Haber Kategorisi: 2002 Haberleri

 

Orhan Gencebay, kendisiyle ilgili bir haberin satır aralarında “Kemal Sunal, Cenk Koray, Barış Manço hepsi 56 yaşında gitti. Ben 56 yaşında by—pass oldum, hayata döndüm. Allah bana bir fırsat daha verdi” diyordu. Bu söz beni derinden etkiledi ve içimde vazgeçilemez bir irdeleme ihtiyacı meydana getirdi. Okuduğunuz bu röportajın doğuş fikrinin altında yatan gerçek bu. Irdeleme ihtiyacını doruğa çıkartan kelime de sözde geçen ‘fırsat’ . Merak ettik acaba Gencebay, bu kelimeye hangi anlamları yüklemişti?

Ameliyat öncesi ve sonrasında neler hissedip düşünmüştü? Eserlerinde kimi zaman bunalan, kimi zaman yokluklarla boğuşan insanların, ister isyan isterseniz sitem deyin, duygularına tercümanlık eden Gencebay, olaylara şimdi hangi perspektiften bakıyordu? O meşhur eserinde dile getirdiği gibi, Yaradan’a bugün de şikayetleri var mıydı? Tabii ki merak ettiklerimiz bununla sınırlı değildi… Gencebay’la ofisinde yaptığımız görüşmede, müzik serüvenini, felek kavramını, arabesk olgusunu, hatta Türkiye’nin Arjantin olup olmayacağını da konuştuk.

Gönül dostlarım dediği dinleyicilerinin telefon ve faks ile katıldığı anket neticesinde klasikler dizisi yapmaya başlayan Gencebay’ı yaşadığı bazı üzüntüler ve stres yorgun düşürdü. Büyük bir kaza geçiren oğlunun kontrolü sırasında öylesine kendi tansiyonunu da ölçtüren sanatçı, 22’ye 12 rakamını duyunca irkildi ama fazla önemsemedi. Çünkü tansiyon yüksekliği ailesinde genetikti. Tansiyonu 30’a kadar çıkan babasının 82 yıllık ömrü başka bir rahatsızlıktan noktalanmıştı. Ancak yorgunluğu artık işine engel oluşturur hale gelmişti. Aile dostu doktorların önerisiyle yapılan anjiyoda üç damarın tıkalı olduğu belirlendi. Kalbin kasılmasında problem yoktu. Doktorlar ‘bundan iyi by—pass ortamı olmaz’ görüşündeydiler. 10 gün sonra başarılı bir ameliyat geçirdi. Ameliyat Türkiye’de olacakken, ailesi dünyadaki merkezler de görsün diye ısrar ettiği için gidilen ABD’de gerçekleşti. Amerika’ya doktor dostları Doç. Atila Emre ve Sinan Kılıç ile beraber gelmişlerdi. Her ne kadar gelişen tıp teknolojisi sayesinde kolaylıkla yapılır hale geldiyse de by—pass çok ciddi bir operasyondu. Uyuyup da uyanamamak vardı. Tam beş damarına by—pass uygulandı. Şu anda herhangi bir sağlık şikayeti yok.

— Ameliyat öncesi ailenize bıraktığınız bir not ya da mesaj var mıydı?

Evet bir not bırakmıştım. Hakkınızı helal edin. Inşaallah görüşürüz. Benden yana helal olsun, diye yazmıştım. Çok duygulanmışlar ve ağlamışlar.

— Ameliyat odasına giderken neler hissettiniz?

Dr. Kılıç, vakt—i kerahat geldi Orhancığım dedi. Kısmettir. Yaradan’ın huzuruna gidiyoruz. Biz öyle inanıyoruz, bir gün O’na gideceğiz. O’na yakışır herşeyi yapmaya çalıştık.. Ona göre vaziyetimizi aldık. Dualarımla beraber.. Bir anda geçmişimde sevdiklerimi düşündüm. Hatta torunum vardı. Bana moral verdi. Yüksek bir moralle, o ettiğimiz duayla, şükürle sakin bir şekilde sonsuzluğa girdik. Sonra ayıldığımı hatırlıyorum.

— Nasıl dua ettiniz?

“Elhamdülillah hepimiz Müslümanız. Ne gerekiyorsa insan orada onları hissediyor, yaşıyor. Zaten bütün dinlerin hedefi de Yaradan’dır. Müslüman olmayanlar da O’nu hissediyor. Herkes farklı hissediyor. Kendi duygularımızla ve bilgilerimizle hissederek hazır oluyoruz herşeye. Mütevekkil bir yapım vardır. Korkunun ecele yararı da yok. Korkacak da bir şey yok. Artık bir ameliyat geçireceğiz. O ameliyatı kabullenerek, saygıyla, Bismillah ile başlayarak aklımıza gelen hem duamızı, hem de temennimizi düşünerek, hissederek yüksek bir moralle girdik. Sevdiklerimizi de düşünerek. Inşaallah da iyi oluruz duygusuyla sonsuzluğa gömüldük.

— Ne kadar sürdü ameliyat?

Yedi buçuk saat sürdü. 20 ya da 30 dakika sonra uyandım. Ama yanımda kimse yoktu. Bu kadar erken uyanacağım tahmin edilmememiş.

— O sırada neler oldu?

Ayıldığım anda, daha uyanır uyanmaz ameliyat bitti dedim. Kendime hemen geldim. Fakat nefes alamıyordum. Öyle geldi bana. Nefes yetmiyordu.

Ameliyat ortamına göre hazırlandığım, ayılınca farklı bir ortama geçtiğim için nefes bana yetmiyor diye düşündüm. Ağzında hortumlar var, makinalara bağlısın, bunlar çıkarsa nefes yetecek diye kendimi sakinleştirdim. 40 dakika falan geçti. Nitekim doğruymuş. Aletler çıkınca rahatladım.

Son anda yanan ışık ve açılan kapı

— Ayılmadan öncesine dair hatırladığınız ya da hissettiğiniz birşeyler var mı?

Ayılmak üzereyken bir şeyi hissettim. Resimledim adeta. Uzayda bir boşluktayım, bembeyaz… Beyazlıklar içinde kutuplardaki gibi bir yerdeyim. Sanki kutuplardaki yarım daire evler arasındayım. Üzerimdeki ameliyat elbisesi adeta kefen gibi. Ortalık buz dolu; titriyorum, üşüyorum. Ama ben bir yolcuymuşum. Sanki oradan gidecekmişim. Orada kalmam için bu evlerden birinin kapısının açılması lazım. Hiç kimse beni görmüyor, bilmiyor. Eğer görmezlerse ben oradan sonsuza gideceğim. Böyle bir his geldi. Ama canlı canlı sinema şeridi gibi… Sonra o evlerden birinin ışığı göründü ve kapısı açıldı. Çok mutlu oldum. Açan da hemşireydi. Bir melek gibiydi. Güler yüzlü, şefkatli bir insanın melek olması ancak öyle olabilir diye düşünebilir insan. Beni içeri aldı ve orada kaldım. O moralle kapıdan içeri girdim sonra ayıldım gibi…

— Yeniden sağlığıma kavuşursam şunları yapacağım diye planlamış mıydınız?

Geçmişe dönük hesaplaşmamdan rahatsız değilim. Beni rahatsız eden bilerek yaptığım bir yanlışım olmadı. Şükürler olsun. Kolay birşey değildir bu. Ama bunu böyle yaşayan biriyim. Yapamadığım bazı çalışmalarım olmuştu. Onları ömrüm olsa da yapabilsem diye düşündüm. Bilgim birçok şeyi yapman gerekiyor diyordu bana.

— Allah’ın size bir fırsat daha vermesinin arka planında ne var?

Ben şuna inanıyorum. Varolan herşey bütünün parçalarıdır. Tüm bilgiler Yaradan’ın bilgileridir. Biz ne kadar bilgilenirsek O’nu o kadar daha iyi anlarız, hissederiz. Birbirimizi daha iyi anlarız, yaşam daha güzelleşir, kolaylaşır. Ne kadar bilsek, bildiklerimiz bilmediklerimizin yanında hiçbirşeydir. Allah’ın bizlere vermiş olduğu akıl var. O akıl bize her türlü konuda rehber olan bir değerdir. Yaradan; bunu kullanın, akıl seni her yere ulaştıracak, diyor. Yanlış da yapabiriz, ama doğruyu bulmak için yine aklımızı kullanacağız. Bunu kullanmaktan çekinmeyeceğiz. Bulduğumuz bütün bilgiler bizi O’na ulaştıracağına göre, daha anlattıracağına, hissettireceğine göre aklımızı kullanmalıyız. Yaradan’ın vermiş olduğu aklı ve değerleri yeterince değerlendiremediğimi, yanlış da yapmış olabileceğimi düşündüm. Hatasız kul olmayacağına göre… Ben şöyle yapsaydım, böyle yapsaydım hesabını kimse de tam yapamıyor… Demek ki bir yerlerde bir şeyler var, bir yorgunluklar var, bir nedenler var ki, buraya vardım… Yaşamın içinde bunların da varolduğunu yaşayarak görmüş oluyorum böylece… Bu beni böyle değerlendirmeye itti.

— Ameliyat hayat felsefenizde değişmeler meydana getirdi mi?

Temelde felsefem değişmedi. Ama şunu biraz daha fazla hissettim. Hepimiz bu dünyaya yaşamaya geldik ve mutlu olmaya hakkımız var. Kimse kimsenin önüne geçmemeli. Yani üç günlük dünya derler ya. Kalp kırmamanın önemini daha katlamalı hissettim. Insanların birbirlerine daha dostça, sıcak, sevecen, açık, net ve saydam yaklaşmasının önemini daha çok hissettim. Çünkü bir yer geliyor ondan sonra başka bir ortam başlıyor. Onu biz bilmiyoruz.

Şükür duygum güçlendi

— Allah’ın, verdiği aklı kullanmamızı istediğine özenle dikkat çekiyorsunuz. Ameliyat sonrasında O’nu daha fazla mı hissediyorsunuz? O’nunla daha fazla mı berabersiniz?

Her zaman beraberdim. Şimdi de beraberim. Benim başlangıçtan beri O’na sevgim saygım hiç eksilmedi. Ama giderek arttı. Bilgilendikçe daha da arttı. O’nun üst limiti neredeyse oradayım diye düşünüyorum. Şu durumda sevdiklerimle olma fırsatını bana tanıdığı için şükrüm daha fazla arttı. Yapmayı istediğim bazı çalışmalarım için bana fırsat tanıdığını düşünüyorum. Inşaallah yapabiliriz.

— Acaba Orhan Gencebay ameliyattan önceki hayatına baktığında nerelerde keşke, nerelerde iyi ki, nerelerde tüh, nerelerde ohh diyor?

Gerçekten insan yanlış bir şey yaptığı zaman onun acısını ciddi bir şekilde hissedebilir. Acı çekebilir. Ben öyle bir acı çekmedim. Şükürler olsun.

— Genelde derin bir ohh mu çektiriyor geçmişiniz size?

O’nun huzuruna, ameliyatın eşiğine rahat gidişimin temelinde yatan en büyük nedenlerden biri budur.

Felek, meçhul bir X

— Eserlerinizde bazen isyan bayrağı açılan, kızılıp bağırılan felek diye bir kavram var. ‘Ben sana ne yaptım ki?’ diye sorduğunuz felek ne demek?

Önce şunu söylemem gerekiyor. Yaradan’a hiçbir zaman saygısızlık yapmak mümkün değildir. Böyle bir şeyi kimse düşünemez ve düşünmemeli. Felek insanların deşarj olmak için oluşturdukları soyut, varlığı olmayan; adeta bir boşluğa söylercesine hitap ettikleri kimliği meçhul bir iks… Bunu Yaradan ile eşdeğer kılmak yanıştır, böyle bir şey olmaz.

— Felek meçhul bir iks, ‘kör talih’ ne?

Talih diye bir şey de yoktur. Sadece kişilere kendisine isabet eden olumsuz bir ihtimalin içinde olabilmek ben talihsizim dedirtebilir. Yaradan’ın yarattığı herşey güzeldir. Sadece beklentiler farklı olduğu için bu beklentilerin bekleyene isabet etmemesi neticesinde şans ve talih sözü söylenir. Feleğe de böyle bir çatma sözkonusu olabilir.

Kader, ihtimaller hesabıdır

— Peki kader konusunu nasıl algılıyorsunuz?

Bütün ihtimallerin hesabı başlangıçta yapıldı. Var olan veya olacak olanlar bulunduğu şartlara ve Allah’ın verdiği yetilere (irade) göre, varlığını sürdürecektir. Hem kendi yapabildikleri, hem de yapamadıkları vardır. Ömür içinde yaşananlar alın yazısıdır. Kader ihtimalleri başlangıçtan itibaren bütün ünitelere varolana ve olacak olana kodlanmıştır. Üniteler bunu o ihtimaller içindeki şartlara göre yaşayacak, seçici de olabileceklerdir. Alın yazılarına katkıları da olabilecektir. Alın yazısı buna deniyor. Ama kader hepsini ifade eden ihtimaller hesabıdır. O başlangıçtan itabaren belirlenmiştir. Olacak olan alın yazılarının da ne olacağı zaten bellidir de hangisinin yaşanacağını yaşandığı zaman görecektir.

— Müzik çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Klasikleri yapıyorum. Dinleyicilerimle anket neticesinde çıktığı için. En çok puan alan eserleri seçtim, onları yapmak üzere stüdyoya girdim. Gireli 15 ay oldu aşağı yukarı. Bu arada epey olay yaşadık. By—pass oldum. Tonmaister arkadaşımızı kaybettik. Kısmet böyleymiş. Neyse ki şükür sonuna gelmek üzereyiz.

— Müzik dışında herhangi bir mesleğiniz var mı?

Uğraşabilirdim fakat uğraşmadım, uğraşmak istemedim. Çünkü çok şeyi az bilmektense bir şeyi çok bilmek daha iyidir diye düşünüyorum. Insan o zaman daha verimli olur bence. Yaradan herkese bazı yetenekler vermiştir. Insanlar keşke onu tam anlayabilse de ona göre eğitilebilse; hem verimli olsa hem daha mutlu yaşasa… Bu mânâda mutlu azınlıklardan biriyim.

— Politika ile ilgili düşünceniz var mı?

Hayır onu hiçbir zaman istemedim. Teklifler geldi ama düşünmedim. Ben sanatçıyım.

Türkiye Arjantin olmaz…

— Türkiye Arjantin gibi olur mu, olmaz mı tartışmasında ne düşünüyorsunuz?

Arjantin gibi olmaz. Oraya gelmeyiz, gelmememiz lazım. Potansiyel zenginliklerimizi iyi değerlendirmeliyiz

Birleşmeden güç doğar diye de düşünüyorum. Zaman içinde sanıyorum bunlar oluşacak. Bugün gelişmiş olan ülkelerdeki büyük sermayeler birleşerek olan sermayelerdir. Bizde insanlarımız birbirlerine güvenmiyor. Güvenmediği için biraraya gelemiyor. Gelebilsek güvenle o zaman birçok şey değişecek. Arjantin’den kötü olmaması lazım derken bunları düşünerek söylüyorum.

— Türkiye halkını Arjantin’de olduğu gibi sokağa düşürmeyen, yağmadan uzak tutan ne?

Bilmiyordum geçen aylar içinde dergide okudum, dünyadaki büyük metropolleri suç konusunda karşılaştırmışlar. Bir yıl içinde Istanbul’da 20 bin suç işlenmişse New York’ta 300 bin, Berlin’de 200 bin tane işlenmiş. Suç işleme oranı bizde çok düşük. Bu bizim insanımızın yapısından kaynaklanıyor. Sessiz kalan bir yapımız olsa da, tepki göstermeyen toplum olsak da, bunun asıl kaynağı içimizdeki saygı. Bir de aileler arasında zorda kalana yardım etme gibi bir özelliğimiz var.

 

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-6674-son-anda-yanan-isik.html

Bir önceki Orhan Gencebay ikinci hayatını yaşıyor... başlıklı haberimiz ben bir anarşistim etiketi, etiketi ve konser etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.