Benim yaptığım ‘Serbest Türk Müziği’ çalışmaları

Haber Kategorisi: 2003 Haberleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bağlama küsmesin baba!
 

Orhan Baba Vitrin çekimleri için kot mont giyip yakalarını kaldırdı. Eline de elektrogitarı alan Orhan Baba’yı görenler “Aman baba bağlama küsmesin” dedi

Esra AKIN

     Babadan model olmaz demeyin. Orhan Gencebay’la bir moda çekimi gerçekleştirmek için Ritz Carlton Otel’de buluştuk. Çekimlere yanından hiç ayırmadığı hayat arkadaşı Sevim Emre’yle birlikte geldi. Çekim öncesi şartlar belliydi: “Ben jean giymem, kendi kıyafetlerimle poz veririm. Ayakkabılarımı ayağımdan asla çıkarmam.” Eee, Orhan Baba kurallarıydı, reddetmedik. Ama çekim sırasında ısrarcı tavrımızı kıramayan Orhan Gencebay, kanvas pantolon da giydi, jean de. Hatta ve hatta eline elektrogitarı bile aldı. Ne yazık ki bir tek ayakkabılarını çıkarttıramadık.
Orhan Gencebay, namı diğer ‘Orhan Baba’ lobide kanvas pantolunuyla oldukça spor bir görüntü çizerken bizde arkasından belki ayakkabıları bu sefer giyer ümidiyle geliyorduk. O sırada Diana Ross’un, ‘I Will Survive’ adlı parçası, ‘Orhan Baba’ lobide görününce ‘Batsın Bu Dünya’ya dönüştü. Ölçülü bir el hareketiyle piyanisti selamlayan ‘Orhan Baba’ yabancı müşterilerin şaşkın bakışları arasında bizimle birlikte terasa yöneldi…

Alışverişle aranız nasıl?
Alışveriş son zamanlarda fazla yapmıyorum. Ben çıkamıyorum. Çünkü alışveriş yapmak için zaman ayırmak gerekiyor. Ben bu konularda biraz tembelim. Girdiğim bir mağazadan gördüğüm şeyi hemen alırım.

Modayı fazla takip etmiyorsunuz. Tarzınızda değişiklik yapmayı hiç düşünmediniz mi?
Ben yakışanı giyerim. Bazen modanın içinde de yakışan oluyor. Onları da alıyorum.

Hangi markalar size daha çok yakışıyor?
Marka tutkum hiçbir zaman olmadı. Sevgili dostum Bisse’nin sahibi İbrahim Kefeli’nin benim için gönderdiği bütün gömlekleri severek giyiyorum. Damat & Tween’i de beğeniyorum. Takım elbiselerimi terzim Nedim Koç dikiyor. 27 yıldan beri Nedim Bey benim bütün elbiselerimi diken kişidir. Ayakkabılarım ise Tanca’dan.

Size hep ‘Orhan Baba’ diyorlar. Yurtdışında baba ‘Godfather’ hep farklı anlamlarda kullanılır. Daha çok mafya babası anlamına gelir. Bu durum müziğinizin evrenselliğini engellemiyor mu?
Bu hitâp benim hoşuma gidiyor. Bizde de İskele Babası, Şam Babası vardır. Sanıyorum yurtdışında da belirli başarılara imza atmış, güçlü felsefeleri olan yaratıcılara da kendi halkları bu ünvanı vermekteler. Bu ünvanı almak kolay değildir. Baba koruyandır, baba sahip çıkar, baba asla yanlış yapmaz. Bir dolu güzel mesajlar iletir baba kavramı.

Yaptığınız müziği arabesk olarak nitelendirmiyorsunuz. Peki müziğinize ne ad veriyorsunuz?
Arabesk’in anlamı Arap etkinliği demek. Siz şimdi bir yaşam tarzına Arap etkinliği diyebilir misiniz? Ama toplumumuzda dramatik gördüğümüz herşeye arabesk diyoruz. Ben Türk Müziğinin 60’lı yıllardan beri en ciddi araştırmasını yapmış insanım. Türk müziğini özgün yorumluyorum. Benim yaptığım ‘Serbest Türk Müziği’ çalışmaları.

Sabah kalktığınızda ne dinliyorsunuz?
Hiçbir şey. Onun da zaten özlemini çekiyorum.

Hoşgörülüyseniz by-pass olma ihtimaliniz yüksek
     “Ben kimsenin gönlünü kırmam. Kırsaydım belki de bypass ameliyatı olmazdım.” diyorsunuz. Hayatınızdaki en büyük kırgınlık ne?
Bu düşüncemin büyük bir haklılığı var. Kolay kolay da gönül kırmadığım için bunu yaparken kendi gönlümü kırdım. İçime attım. Hoşgörüyü fazla yaptığınız zaman by-bass olma ihtimaliniz artıyor. Büyük kırgınlıklarım yok. Hayatı çok seviyorum.

Batsın bu dünyada tam tersi bir düşünceyi ifade ediyorsunuz. Hayata kızan isyan eden bir tavır var… O dönem daha mı karamsardınız?
70’li yıllar benim için en acı yıllardı. Sokaktaki insana soruluyordu “Sağcı mısın solcu mu?” Verdiğin cevapla beynine bir kurşun yiyebilirdin. Nerdeyse apartmandaki insanlar silahlanıp kapıda nöbete çıkacaklardı. İnsanlar ikiye bölünmüştü. Böyle bir yaşamı düşünebiliyor musun? Ben işte tam bu ortamda ‘Batsın Bu Dünyayı’ yaptım. Ben böyle bir dünyayı protesto etmek için yaptım. Zaten ‘babalar protest yapılarla meşguldürler.’ Yalnız aşk şarkıları yapmaz babalar.

Meclis kimsenin malı değil
     Sanatçı olarak politize olmamış bir kimliğiniz var. Siyasete girmeyi hiç düşünmediniz mi?
Sanatın içinde kalmayı tercih ettim. Bence ülkeye gerçek anlamda hizmet edecek kişiler iktidara gelmeli.

Ülkeye gerçek anlamda hizmet edecek kişiler kimler?
Eskileri denedik. Olmadığını gördük. Yeni oluşumlara ihtiyaç var. Milletvekilleri giderek güvenlerini yitiriyor çünkü. Milletvekilliği bir meslek değildir. Beş senede değişeceklerini bilmeleri gerekiyor. Meclis kimsenin malı değil.

Sağa mı sola mı kendinizi yakın hissediyorsunuz?
Ben sağ sol diye ayırmıyorum. Cumhuriyetin temel ilkeleri var. Bu ilkeler sağ sol ayrımı yapmıyor. İşte ben ordayım.

“Dede buraya deel”
     “Orhan Baba” evde nasıl bir baba? Aynı zamanda dedesiniz de.
Üç gündür hep aklımda “Dede buraya deel” sözleri var. Torun üç gündür çağrıyor ve gidemediğim için son derece üzgünüm. Evlatlarımızı yetiştirirken aynı zamanda işlerimizle de meşguldük. Ama şu anda vaktimiz daha bol. Toruna çok daha fazla vakit harcıyoruz. Çünkü çocuklar bakıyor, bize sevmesi kalıyor.

Otoriter bir baba mıydınız? (Sevim Emre başıyla otoriterliği onaylıyor).
Otoriter olmak için birşey yapmadım. Sadece olması gerekeni düşündüm ve onun olmasını istedim. Kendimi zaman zaman test ettim. ‘Ben doğru birşeyler mi söylüyorum’ diye. Bu otoriterlik değil; sadece doğru ve iyinin olması için yaptığım ısrardı.

Çocuklarınızı müziğe yöneltmediniz mi?
Israr etmedim. Onlarda bu konuda çok ısrarcı değillerdi. Ama müziğe kabiliyetleri şüphesizdi. İlk oğlum Altan, ortaokulda almış olduğu birkaç müzik dersiyle düşüncelerine notaya çekiyordu. Ben inanamadım. Sordum: “Nasıl öğrendin?” diye. Okulda öğrendiğini söyledi. Üç dört derste öğrendiğini notaya alıyordu, şok oldum. Buna rağmen müziği öğrenme istekleri fazla yoktu.

Varsa yoksa Sevim’in mutfağı
     İdeal Kart reklamında ‘İdeallerini gerçekleştiren insan portresi çiziyorsunuz’. Gerçekleşmeyen idealleriniz var mı?
Müzikte yapmak istediğim çok şey var.

Müzik dışında özel zevkleriniz yok mu? Yemek yapar mısınız mesela?
Hiç anlamam.

Sevim Hanım, Orhan Gencebay hangi yemekleri sever?
Orhan Gencebay söze karışıyor:
Herşeyi severim.
Sevim Hanım ‘Bakla dışında herşeyi sevdiğini’ söylüyor.

Birlikte yaptığınız ortak bir hobiniz var mı?
O yapar, (Sevim Hanım’ı gösteriyor) ben yerim. Biz 24 saat beraberiz. Birlikte Çin restoranına gideriz, sushi de yeriz. Ama Sevim’in mutfağını daha çok severiz.

 

http://www.milliyet.com.tr/content/kadin/kad015/kadin38.html

Bir önceki İdealine kavuştu başlıklı haberimiz orhan gencebay etiketi ve orhan gencebay kavuş etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.