Mafya babası gibiyim

Haber Kategorisi: 2004 Haberleri

Arabesk deyimi beni tanımlamaya yetmez

 

Mafya babası gibiyim

Yedi yıl aradan sonra “Yürekten Olsun” albümüyle hayranlarıyla buluşan Orhan Gencebay yeni imajını “Baba” filmindeki Don Corleone’ye benzetiyor

Binin üzerinde bestesi olan, 50 yıldır müzikle uğraşan Orhan Gencebay, uzun süren suskunluğunu son albümüyle bozdu. Türkiye’nin en çok sevilen sanatçılarından biri olan Gencebay ilk kez Aktüel Pazar’da.

***

Arabesk deyimi beni tanımlamaya yetmez

6 yaşında keman ve mandolin dersleri almaya başlayan, 7 yaşında bağlamayla tanışan, 10 yaşında beste yapan Orhan Gencebay, şimdi binin üzerinde bestesi ve milyonlarca hayranı olan bir sanatçı. “Yürekten Olsun” adlı son albümüyle hayranlarıyla buluşan “Orhan Baba”, yeni klasiklere imza atacak gibi görünüyor
50 yıldır müziğin içinde… Üretiyor, kendi şarkılarını söylüyor yıllardır… Orhan Gencebay şimdi de “Yürekten Olsun” adlı yeni albümüyle konuşuluyor. Atatürk’ün giyim zevkini yansıtan, Faruk Saraç imzalı takım elbiselerle objektif karşısına geçen “Orhan Baba”, yıllardır severek giydiği çizgili takımları da bir kenara bırakmış. Basın danışmanı Nermin Ceri’nin komple imaj değişimi uğruna bir tek bıyıklarını kesmediğini söylüyor, Orhan Baba… Eşi Sevim Emre karşı çıkmış, bir de kıyamamış 30 yıldır vazgeçemediği bıyıklarını kesmeye! “Bıyıksız nasıl olacağımı ben bile merak ediyorum” diyor. Yıllardır değişmeyen çizgisi, hayranlarına her geçen gün yenilerini eklemesi dışında o artık “baba” sıfatından “büyükbaba”ya yükselen bir sanatçı… 4 yaşındaki torunu Efe için “Her şeyim, onun yeri başka” diyor. Orhan Gencebay yeni albümünün ardından ilk kez Aktüel Pazar’da…

* Bu albümün sizin için önemini anlatır mısınız? Neler yaptınız, neden yeni şarkılardan oluşan bir albüm için bu kadar ara verdiniz? 7-8 sene öncesine kadar aşağı yukarı her yıl yeni eserlerden oluşan bir albüm yapıyordum. Son 7-8 sene evvel klasikleri yapmaya karar verdim. 24 tane şarkı olduğu için 1500 saat falan sürdü. Onu yüzümüzün akıyla değiştirmeden sunduk ve o bir rekor kırdı. 1999’da bir albüm çıkartmıştım, birkaç tane yeni eser de olan… Fakat albümü çıkardıktan 10 gün sonra deprem oldu. Maalesef o büyük acıyı, depremi yaşadık. O sırada yapılan hiçbir şeyin fazla dikkat çektiğini söyleyemeyiz. Ondan sonra ikinci klasikleri yaptık. O da 24 eserden oluşuyor, uzun bir çalışma. Geçen sene remix yaptık. 2 yıla yakındır da bu albüme hazırlanıyoruz. Çünkü 7-8 yıldan beri yeni eserlerden oluşan bir albüm yapmadım. İlk defa böyle bir şey yapmış olmanın heyecanı var. Çok iyi bir albüm oldu. Şu andaki sipariş de çok güzel. Kısa zamanda milyonu aşacağız ümidindeyiz.

BENİ SEVGİ KORUYOR
* Batsın Bu Dünya’yı Batı sounduyla yeniden yorumlamıştınız. Siz yaptığınız müziğin arabesk olarak adlandırılmasından da hoşlanmıyorsunuz, bildiğim kadarıyla… Bu doğru mu? Bu albümde neler yaptınız?
12 parçanın 2 tanesi İskender Paydaş’a ait. Değişik bir soundu olsun, renklilik olsun istedim. Geri kalanlarını benim aranjörlerim yaptı. Bütün besteler benim, bir şarkının sözü başkasına ait. Arabesk deyimi ise yaptığımız çalışmaların genişliğini anlatmaya yeterli değil. Ayrıca arabesk deyimi zaten benim yaptığım çalışmalar için konan bir isim değil. Arabesk Arapvari anlamına geliyor.

* “Tanımlamak sınırlamaktır” diye çok sevdiğim bir söz var. Siz anladığım kadarıyla yaptığınız müziği belli bir kategoriye koymuyorsunuz?
Ben serbest Türk müziği çalışmaları yaptım. Neticede arabesk çok kısıtlayıcı bir deyim. Benim anlattığımı da anlatmaya müsait değildir. Böyle bir isim taktılar fakat yine de fazla takılmıyorum buna. Böyle yerleşti. Fakat yerleşirken şuna üzüldüm, arabesk denildiği zaman müzik kategorisi mi anlaşılıyor yoksa kişiler mi anlaşılıyor, işte burada bir kargaşa var. Arabesk denildiği zaman birkaç kişi akla geliyor. Müzik türü nedir, arabeski tarif et diye sorduğunuzda, tarifini de etmesi mümkün değil. Arabesk yaşam tarzı tabiri de yanlış. Sosyologlar da yanlış kullanıyor. Arabesk deyimi aslında şuradan kaynaklanıyor; Arapça şarkılar Türkçeye çevrilmeye başlanmış, 1930’larda. Bunu rahmetli üstat Sadettin Kaynak çok yaparmış. Türk sanat müziğinin en güzide eserlerini oluşturan Sadettin Kaynak’a arabeskçi demişler. Gerçek budur, bu müzik tarihidir. Varoş kültürüne arabesk kültürü diyorlar, arabesk kültürü diye bir şey yok, böyle bir şey olması mümkün değil. Hüzün, kadercilik, dram anlatılmak isteniyorsa, Türk sanat müziğinde ve halk müziğinde gani gani var, Batı da da var.

*Yeni albümden Sevemedim Karagözlüm, Bir Teselli Ver gibi iddialı, yıllarca dinlenecek şarkılar çıkacak mı?
Bence var. Ayrıca bu albümün içerisinde 1967-68’lerden gelen bir beste var, 1970’lerden gelen bir beste de var. Ama çoğu son yıllarda yapıldı. Mesela, “Seven Affeder”. Seven affeder, sevgi korur. Bana bir gün yolda giderken beni sevenlerden birileri dedi ki, “Baba senin yanında hiç koruma yok, niye korumasız geziyorsun?” Ben de dedim ki, sevgi korur. Seven de affeder, seven sevdiğini affeder. Seven hoşgörülüdür, affeder. Ama affedilecek şey vardır, affedilmeyecek şey vardır, bu ayrı konu. Genel bakış açısıyla sevenin affedeceğini biliyorum. Onu kırmak istemez. Belki normal bir insanın dayanamayacağı şeylere seven dayanır.

* 70’lerden şarkılar var dediniz. Hangileri? Öyküsü olan şarkılarınız var mı?
Mesela “Bozamazsın Beni Dünya” var. Gittikçe bozulan dünyamıza baktığımızda insanın yüreği burkuluyor. Yapılan haksızlıklar, bencillikler, hakim olma duygusu, bunlara bakınca insan son derece rahatsız oluyor. Ama bir tane adam çıkıyor; ‘Ben bozulmayacağım, söz verdim Allah’ıma bozulmayacağım ve bozulmadan yaşayacağım, beni bozamayacaksın dünya’ diyor. Aslında zorumuz dünyayla değil, aslında bu dünya çok güzel de, zorumuz bu güzel dünyayı bozmak isteyenlerle.

*“Batsın Bu Dünya” diyordunuz, şimdi “Bozamazsın Beni Dünya” diyorsunuz öyle mi?
Bozulmayacağım, ben inatçı bir adamım. Ben ne olursa olsun çirkinlikleri yaşamamaya çalışacağım, bozulmayacağım, sen ne kadar bozulursan bozul dünya diyorum.

* Peki sizi en çok ne rahatsız eder?
Bence en önemli şey güvensizlik içinde yaşamak. Doğal olayların güvensizliği başka, birden bire deprem oluyor. Ama insanların güvensizliği en büyük güvensizlik bence. Seni seviyorum diyen arkandan kuyunu kazıyor. Bundan daha kötü ortam mı olur? Evinin içinde güven olmazsa, mahallende, iş yerinde, arkadaşlarında, dostlarında güven olmazsa yaşam
bitmiş demektir. Tek başına ne kadar yaşarsın? Onun için güvensiz bir ortam, en kötü ortam bana göre.

* Sizin öyle bir çizginiz var ki, 10 sene, 20 sene, 30 sene öncesinin Orhan Gencebay’ı hep aynı, kıyafetlerinizden şarkılarınıza kadar… Çok dinlenen şarkıcıların falsolarını görüyoruz, skandallarına tanık oluyoruz. Siz çizginizi nasıl koruyorsunuz?
İnsan kendiyle barışık olmalı. Kendiyle barışık olmayan bir insan başkasıyla barışık olamaz. İnsan kendisini sevip saymalı. Kendine hayrı olmayanın başkasına da hayrı olmaz. Derler ya, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Göründüğün gibi olursan yorulursun ama olduğun gibi görünürsen daha rahat edersin. Bu albümde öyle bir beste de var, Yürekten Olsun. Ne yaparsan yap yürekten olsun anlamında söylüyorum.

* Yaptığınız bütün işleri yüreğinizi koyarak mı yaptınız şimdiye kadar?
Zaman zaman gönülsüz çalıştığımız olmuş olsa dahi, onu da hatır için yapmışızdır, ondan da rahatsızlık duymamamız lazım. Belki bizim tasvip etmediğimiz bir şeydir ama dostumun gönlü hoş olsun diye yapmışımdır, kimseye zarar vermeyen bir şey. Genelde inandığımız, doğru bulduğumuz şeylerin dışına çıkmadık. Kalp kırmamaya çalışırım ama hata yapabilirim.

* Sevim Emre’yle uzun yıllara dayanan bir beraberliğiniz var. Nasıl gidiyor?
30 seneyi doldurduk. 30 seneyi doldurmak birçok şeyi anlatıyor öncelikle. Ama bu 30 senede çok güzel şeyler de oldu, patırtı kütürdü de oldu. Geçenlerde kızıp bir beste yaptım, ilk dörtlüğü ona ait, sonra devam ettim, bu albümde o da var.

SEVİM HANIM İLHAM VERDİ
* Hangi parça?
Hey Yabancı. “Hey yabancı biz seninle bir ömrü paylaşmıştık, hey yabancı unuttum ben nerede tanışmıştık, bölük pörçük anıları hatırlıyorum, biz galiba delice bir aşk yaşamıştık…” Ayrılmış birinin dörtlüğü gibi ama öyle bir şey olmaz. Sevim Hanımın ilhamıyla başlayıp sonu geldi.

* Sevim Hanım istemiyor diye bıyıklarınızı kesmediğiniz doğru mu?
Aslında düşündük bu albümde kesmeyi. Cesaret edelim dedik, niyetlendik, bir türlü elimiz gitmedi. Başta Sevim Hanım, “Bıyıksız olmaz” dedi. Bir kere kesip de görmek istiyorum kendimi. Çünkü 23 yaşımdan beri bıyıklıyım.

Tuğba Balıkçıoğlu

 

http://arsiv.sabah.com.tr/2004/04/18/cp/rop101-20040418-102.html

Bir önceki Önce seni vuracaktım, ardından kendimi başlıklı haberimiz konser etiketi, orhan gencebay etiketi ve orhan gencebay kendimi bilmiyorum etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.