Mafya babasını değil Mevlânâ’yı oynamak isterim

Haber Kategorisi: 2005 Haberleri
Birçok ses sanatçısı özel üniversitelerin müzik bölümlerinde ders vermeye başladı. Kendisine devletüniversitesi ve özel üniversitelerden teklif geldiğini söyleyen Orhan Gencebay, bu tarz çalışmaların içerisine henüz girmemiş. İki yıl sonra bir müzik akademisi kurmayı planlayan Gencebay, yapmak istediklerini burada gerçekleştirmek istiyor.

Orhan Gencebay yıllarca arabesk müziğin içerisinde değerlendirildi. Oysa o her fırsatta yaptığı müziğin arabesk olmadığını anlatmaya çalıştı. Fakat ne insanları buna ikna edebildi ne de Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses gibi isimler ile aynı kategoride anılmaktan kurtulabildi. Arabeskin günümüzde olumsuz bir anlamda kullanılmasından oldukça rahatsız olan Gencebay, insanların, yaptığı müziği anlayabilmesi için bilmesi gerektiğini söylüyor ve ilginç bir benzetme yapıyor. Bugün birçok insanın Hz. Mevlânâ’yı ismen tanıdığına; ama ne yaptığını bilmediği gibi kendisinin de popüler olduğu için tanıdığına inanıyor. Yeni albümü üzerine çalışan Gencebay ile hem müziğini hem de kendisine gelen oyunculuk tekliflerini konuştuk.

Mafya dizileri son yıllarda iyi izleyici topladı. Sizin de bir mafya dizisinde oynayacağınız söyleniyor. Doğru mu?

On beş tane dizi teklifi aldım. Dizi projeleri teklif ediyorlar; fakat bir mafya dizisinde mafya babası rolü teklif edilmedi. Bana teklif edilen roller çok farklı. Mesela Anadolu’da ermiş bir insan rolü var. Onun dışında başta konuştuk; ama yapmadığımız, zamanı gelince yaparız dediğimiz Hz. Mevlânâ rolü var. Çok güzel roller bunlar, keşke yapabilsek. Sit-comlar da teklif edildi; fakat şu anda sıcak bakmıyorum bunlara.

Ortam müsait olunca derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?

Hz. Mevlânâ’yı oynamak gurur duyulacak bir rol, bunu gereği gibi yapabilmeyi çok istiyorum. Fakat şu anda medya ortamına dizilere baktığımız zaman asparagaslar, özel hayatlar rol oynuyor. Bunlar bana göre değil. Böyle bir ortamda ciddi, ağırlığı olan bir dizinin izleyicisi ne kadar olabilir diye tereddüt yaşıyoruz. Daha iyi bir ortamda bunu yapmanın daha iyi olacağını düşünüyorum. Bunun için de zamanını bekliyorum.

Hz. Mevlânâ’nın hayatının dizi olarak çok izleneceği bir dönem ne zaman gelecek? TV izleyicisi bu kıvama gelebilecek mi?

Bunun çok kısa sürede gerçekleşmesini arzu ediyorum. Hz. Mevlânâ ve diğer pirlerimize insanlar her zaman saygı duyarlar. Fakat ben ilginin çok daha iyi olabileceği farklı bir ortamın olacağına inanıyorum.

Her şeyin popülerleştiği günümüzde ismi kabul görmüş biri olarak bir projeye reyting kaygısı ile sıkıştırılmaktan korkuyor musunuz?

Başta böyle bir şeyin olmasına asla müsaade etmem. Fakat bir şey başlamışsa daha sonra olacak bir şeyi sonradan kestirmek mümkün olmayabilir. Böyle bir çalışmanın içinde bazı olumsuz pozisyonlarımız olabilir, bunu fark ettiğimiz zaman da oradan dönmek isterim kesinlikle.

Yıllardır arabesk yapmadığınızı söyleyip duruyorsunuz; ama birilerini bir türlü ikna edemediniz.

İsmi ben koymadım, basın koydu. Aslında bundan rahatsız olmuyorum; ama yeterli bulmuyorum yaptığım müziği anlatmaya. Benim müziğim de miks. Ankara tavrını, Konya tavrını bilmeyen konuşmasın. Ben bunları işliyorum müziğimde. Arabesk benim yaptığım müziği anlatmaya bu yüzden uygun değil.

Arabesk yaptığınız söylenirken belirli isimler ile aynı kareye yerleştiriliyorsunuz. Bundan rahatsız mısınız?

Tüm o arkadaşların hepsine saygılıyım. Hepsi kendi doğrultusunda çok başarılılar. Fakat ben daha farklı çalışmalar yaptığımı söyleyebilirim. Burada yanlış şu: İsim olarak arabesk değerlendirmesi yapılıyor, müzik olarak değil. Bu öyle bir hale geldi ki belli başlı birkaç kişiye ‘bunlar arabeskçi’ deniliyor. Basite indirgemede kullanılan her şeye arabesk denilmeye başlandı. Olumsuzluk anlamında kullanılıyor. Esas yanlış burada başlıyor.

Beni biliyorlar ama tanımıyorlar!

Peki siz kendinizi anlatmadınız mı da hâlâ aynı kategoride değerlendiriliyorsunuz?

Anlatmakta çok zorluk çektiğimiz oldu. Fakat sonra şunu da gördüm, baştan yaptığım müziğe karşı çıkan arabesk deyip küçümseyen pek çok entelektüel benden özür diledi. Seni daha iyi anladık diye.

Kim bun entellektüeller isim verebilir misiniz?

Yazar çizer birçok kişi özür dilemiştir. Fakat isim hatırlamıyorum şu anda. Seni ayrı yere koyuyoruz diye belirtmişlerdir. Bizi anlamak için bizi daha iyi araştırmak lazım. Fransız araştırmacılar Konya’ya gitmişler Mevlana’nın makamına, onu daha iyi anlamak için araştırma yapmışlar, ellerinde Mevlana’yı anlatan bütün kitaplar var. Orada bazı dükkanlara uğrayıp bazı sorular soruyorlar, ‘Hz. Mevlana’yı nasıl bilirsiniz?’ diye. Herkesin verdiği cevap; ‘çok büyük zat’tır. E sonra çok büyük bir zattır. Orada kalıyor, yani o çevrede birçok kimse Mevlana’nın yüceliğini kabul ediyor; ama Mevlana’nın ne iş yaptığını bilmiyor.

Yani insanlar Hz. Mevlana’yı tanıyıp bilmedikleri gibi sizi de isim olarak bilip gerçek anlamda tanıyamadılar mı?

 

Bilen biliyor. Bilen biliyor derken müziğin içerisinde olan ve beni takip edenler daha ziyade biliyorlardır. Herkes beni tanıyor; ama anlayanların oranını söylersem olumsuz bir netice çıkarabilirim. Sadece benim popülerliğim ile beni tanıyor olabilirler, bilmeyebilirler. Herkes de sanatın bütün derinliklerini bilmek zorunda değil. Fakat en azından biraz daha bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Siz nitelikli dinleyiciye talipsiniz, peki kitleniz bununla örtüşüyor mu?

Büyük ölçüde benim dinleyenlerim bazı değerlerde buluştuğu kanaati var bende. Sevgiye, saygıya, bilgiye, hoşgörüye değer veren kişilerdir.

 

 

http://www.zaman.com.tr/newsDetail_getNewsById.action?haberno=236658

Bir önceki Arabesk değil Gencebay tarzı başlıklı haberimiz etiketi, orhan gencebay astro fizik etiketi ve orhan gencebay astrofizik etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.