Sevim Hanım ile 32 yıldır evliyim

Haber Kategorisi: 2005 Haberleri

‘Sevim Hanım ile 32 yıldır evliyim’
Orhan Gencebay, “Sevim Emre ile evlendi mi” tartışmasına son noktayı işte bu açık sözlerle koydu….

Özel hayatını hep sakladı. O’nu farklı kılan pek çok özelliğinden biri de buydu. Ve evlilik tartışmalarıyla ilgili ilk kez bu kadar net konuştu Orhan Gencebay: “Sevim Hanım ile 31-32 yıl önce evlendik. Açıklama gereği görmedim. Herkesin kendine bir özeli vardır. Özgürlüğü vardır. Bugün yarın açıklarız diye uzun süre bir şey söylemedik. Ama biz yıllardır evliyiz…”

Ciddi değilim eğlenceliyim

Orhan Gencebay “Eğlenceliyim ama magazine konu olmayı sevmiyorum” diyor. “Hakkımda en kötü haberler rahmetli Çetin Emeç döneminde yazıldı. Haksız yere iftira attılar. Emeç sonra özür diledi”.

Yazıklar olsun, yazıklar olsun Kaderin böylesine, yazıklar olsun Her şey karanlık, nerde insanlık Kula kulluk edene yazıklar olsun. Batsın bu dünya, bitsin bu rüya Ağlatıp da gülene, yazıklar olsun Dolmamış çileler, yaşanmamış dertler Hasret çeken gönül, benim mi olsun..
“Dolmuş müziği yapıyor” dediler. “Kalitesiz müzik bu, arabesk” diye aşağıladılar. Ama o yılmadı. “Siz kimsiniz” dedi. “Siz kimsiniz ki benim müziğimi beğenmiyorsunuz?” Eleştirilere kulaklarını tıkadı. Devam etti yoluna. Peki ne hissetti? “Sanatçı kırılgan olur, övülmezse yeniyi yaratamaz” derler. Ya o? Hiç üzülmedi mi? Orhan Gencebay’dan bahsediyorum. Yıllarca kendi deyimiyle entellerin düşmanlıklarına hedef olmuş, bugün İstanbul’un en kalbur üstü gece mekanlarında bile şarkıları çalınan Orhan Baba’dan bahsediyorum. “Bir ağırlık vardır üzerimde” diyor. “Küçüklüğümden beri öyleydi. 10 yaşında Orhan Baba oldum. Arkadaşlarım kavga ettiğinde kim haklı kim haksız diye bana gelirlerdi. İsim oradan kalma.” Kolay mı Orhan Baba ile konuşmak. Levent’de büro olarak kullandığı müstakil bir evdeyim. Pencereden bahçeye bakıyorum, hava yağmurlu. Tam Orhan Gencebay şarkıları için uygun diye düşünüyorum. kendisi pek sevmese de depresif bir hali vardır o şarkıların. Eşlik ederken hepimizi isyana teşvik eder. Söyledikçe sesimizi yükseltir, bağırdıkça daha da çok keyif alırız.

SEMPATİK BİR ADAM
Etrafa bir göz atıyorum. Oturduğum büyük divanın arkası boydan boya ayna kaplı. İnsan kendisine bakmadan duramıyor bu kadar çok ayna olunca. Bir köşede sazlar, bir köşede Orhan Baba’nın eski fotoğrafları. Ağır bir ağabeyimiz midir gerçekten? “Çok ciddidir” dediler. Doğru mu acaba? En zoru size duvarlar ören kişinin iç dünyasını anlamaya çalışmaktır. Siz sordukça o daha çok içine kapanır. Konuşuyormuş gibi yapar ama aslında sadece söylemek istediklerini anlatır. Sevmem böyle röportajları. Sıkıcı, bir o kadar da yapay gelir. Sahi Orhan Gencebay da öyle midir? Birden kapı açıldı. Karşımda beklediğimden daha uzun boylu bir Orhan Gencebay. Kocaman bir gülümsemeyle “Beklettim mi?” diye sordu. “Ben erkenciyim” diyerek, elimi uzattım. Yetinmedi. Tutup sıkıca çekti, yanaklarımdan öptü. “Hoş geldiniz.” Hadi bakalım. Bu mudur yani? Anlattıklarının tam tersine son derece sıcak, sempatik ve sıkı durun, eğlenceli bir adam. Öyle ağır ağabey falan değil. Tamam bazı konularda ciddi, ciddi olmasına ama… Neyse sözü uzatmayayım. Röportajı okuduğunuzda siz de anlayacak, hak vereceksiniz bana. Müthiş renkli, müthiş esprili olduğunu fark edeceksiniz.

BANA İFTİRA ATTILAR
* “Magazinden hoşlanmıyorum” diyorsunuz ama magazinin tam göbeğindesiniz. Nasıl bir çelişki bu?
-Aslında benim üzüntüm şudur. Magazin denince güncelliği yansıtan ama gerçeklerle fazla bağlantısı olmayan daha ziyade görselliğe dayalı bir kavram görüyoruz. Asparagaslar yapılıyor. Sanatı bu magazinin içine sokuyorlar, buna canım sıkılıyor. Sanat magazin değildir.

* Magazin hayatın içinde değil mi?
-Doğru. Aslında magazini hafife almamak lazım ama bizim gördüklerimiz magazin değil ki.. Bir çok uydurmadan ibaret.

* Hayatınızda en canınızı yakan magazin haberi neydi?
-70’li yıllarda hakkımda yazılanlar canımı sıkmıştı (Susuyor).

* Çok mu çektiniz?
-Çektik demeyelim. Bunların olabileceğini keşfediyorduk, kestirebiliyorduk başımıza gelecekleri (Gülüyor). Hoşgörümüz vardı yani…

* Sizi en çok kızdıran magazin gazetecisi kimdi peki?
-Magazin gazetecisi değildi. Çetin Emeç’ti. Hakkımda hep yanlış şeyler onun döneminde yazıldı. Allah rahmet eylesin. Rahat anlatıyorum çünkü sonradan yaptıklarından dolayı özür diledi. Çetin Emeç değerli bir gazeteciydi ama onun döneminde çok sıkıntı yaşadım, üzüldüm. Haksız yere iftira attılar.

* Ne yazıldı?
-İşin aslı başkaydı. Çok sevdiğim bir ağabeyim Hulki İlgün, Hürriyet adına sahneye çıkmamı teklif etmişti. Ben o zamanlar sahneye çıkmak istemiyordum. Zamanı değil diye düşünüyordum. Bu teklifi reddettiğim zaman hakkımda yalan yanlış şeyler yazılacağını biliyordum aslında. Nitekim aleyhime haberler çıkmaya başladı. Tamamen asparagas yazılardı. Benim yaptığım çalışmaların alıntı olduğunu yazdılar.

MODERN BİR İNSANIM
* Siz ne yaptınız?
-Önce mahkemeye vereyim diye düşündüm sonra vazgeçtim. Zaten sonra Hulki Ağabey “Ben seni tanıdım, yanlış anlamışım” dedi. Ortalık düzeldi. Sonra ben Kelebek için ilk fotoromanımı yaptım. Yani sonra bütün yöneticilerle barıştık. Ama o dönemi hiç unutamam.

* Sonra da hakkınızda çok şey yazılıp çizildi. Örneğin “Dolmuş müziği” yapıyor dediler.
-Sadece o mu? Muhtelif şeyler söylediler. Hâlâ söyleyenler var ama ben kafayı takmıyorum bunlara. (Gülüyor) Albümler satıyor kaç milyon. Herkes mi dolmuşçu yani?

* Sizde bir “Ağır ağabey” havası var. Tanıdıktan sonra değişiyor bu ama dışardan öyle gözüküyor. Öyle bir hava ki… Örneğin geçenlerde sizin mayolu bir fotoğrafınızın üstünde şöyle bir başlık vardı: “Üstsüz yakalandı.”
-Halbuki o kadar kaçıyoruz yine üstsüz çekiyorlar. (Gülüyor) Şaka bir yana bana ağır ağabey yakıştırmasını 10 yaşımda yaptılar. O yaşta Orhan Baba oldum. herhalde olaylara çözümle yaklaşışım beni ciddi biri yaptı çıkardı. Ben ciddi biri değilim ki. Öyle miyim?

* Çok ciddisiniz diyemem ama yeni tanıştık tabii, ne bileyim?
-Ciddi değilim aksine eğlenceliyim ama magazinin içinde olmayı sevmiyorum. Mayoyla görüntülenmeyi de sevmiyorum. Magazinden kaçmıyorum ama özel özel kalsın istiyorum. Ben modern bir insanım tabii ki mayoyla denize giriyorum. Niye önemli bir haber benim mayoyla denize girmem, onu da anlamıyorum. Sizce önemli bir haber mi bu?


Sahneye Çıkmaktan Korkmam
Orhan Gencebay “İşin mutfağında kalmak istiyorum” diyerek sahnelerden hep uzak durdu. Bu kararı “konser vermekten korkuyor” söylentileri çıkmasına yol açtı. Peki gerçekten de sahneden korkuyor mu? “Çok komik söylentiler bunlar. Daha önce sahnede refakatçi olarak çok bulundum. Saatlerce konser verdiğim de olmuştur. Sahneye çıkmaktan korkmam. Ama madem hiç konser vermedik, şimdi mükemmel olsun istiyorum. Mükemmel deyince işin stresi var tabii. Hem popüler hem de işin mutfağındaki Orhan Gencebay’ı seyirciye anlatmak lazım. Onu nasıl çözeceğim bilemiyorum. Yoksa konser vermeyi istiyorum.”


Sevim Hanım’la 32 yıl önce evlendik !
* Özel hayatınızı konuşmaktan hoşlanmadığınızı biliyorum ama sormasam olmaz. Sevim Emre ile neden evlenmediniz?

* Yoksa evli misiniz?
-(Başını öne eğerek sallıyor. Kısa bir sessizlikten sonra başlıyor konuşmaya). Biz yıllar önce evlendik.

* Kaç yıl önce?
-Kaç oldu, 31? Yok 32 yıl oldu. Sevim Hanım’la 32 yıl önce evlendik. O zaman böyle düşündük ama gereği yokmuş işte.

* Neyin gereği yokmuş?
-Yani o zamanlar saklamanın daha uygun olacağına karar vermiştik. Neticede bir süre saklayalım, zamanı gelince açıklarız diye bir düşüncemiz vardı. Ama gerçekten de gereği yokmuş, bunu bugün görüyorum.

* Ünlü erkeklerin evlenince hayran kitlesi azalır mantığıyla mı davrandınız?
-Bilmiyorum ne düşündük. Özal hayatlara girilmesi kanaatinde değilim ben. Herkesin kendine bir özeli vardır. Özgürlüğü vardır. Önemli olan o özgürlüğünü yaşayabilmek adına başkasının özgürlüğünü kısıtlamamak. Bugün yarın açıklarız diye uzun süre bir şey söylemedik. Ama biz evliyiz.

HATASIZ KUL OLMAZ
* Bu kadar yıllık beraberlik. Nedir sırrı?
-Sevgi saygı diye düşünüyorum. İnsanlar sevgi ve saygıyla her şeyi başarabilir. Denge önemli şeydir. Kişi uzun beraberlik için kendini dengelemelidir.

* Ya kıskançlık? Ünlü isimlerin evliliklerinde kıskançlık daha fazla olmaz mı?
-Her evlilikte olduğu kadar. İyi eğitilmiş, iyi yetiştirilmiş, iyi özelliklere sahip insanlar güzel neticelere varabilir. Çok zor bir şey değil.

* Siz “Gençlerin evlenmeden beraber yaşamalarına izin verilmeli” diyorsunuz. Biz karınızı hayat arkadaşınız olarak bildik çünkü evliliği de açıklamadınız. Bundan da rahatsızlık duymadınız.
-Bakın iyi yetiştirilmiş gençlerin, belli bir yaşa geldiklerinde, önlerini kesmemek gerekir. “Reşit olmuş gençleri rahat bırakın” diyorum ben. Onlar ne yapacaklarını bilir. Eğer aileleri onlara iyi şeyler öğrettiklerine inanıyorsa önlerini kesmesin.

* Ya hatalar?
-“Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni”. Yıllar önce söyledim ben bunu. Gençler aldıkları görgü ve eğitimle ne yapacaklarını biliyorlar. Ama yanlış yaptıklarına inanılırsa o zaman yardım etmek lazımdır tabii. Baskıcı olmayacaksın, özgürlük iyidir. Ama bilgiyle, eğitimle bütünleşen özgürlük.

TRT’ye albüm göndermem reddetme zevkini yaşatmam

Onlar kimdir ki bu konuda yargılıyor ve karar veriyorlar. Hangi kritere göre albümü reddediyorlar? Kimdir onlar?.

* Geçmişte siz de TRT yasaklısıydınız. O konuda da başınız çok ağrıdı değil mi?
-Ben yasaklıydım ama ne yaptığımı bildiğim için umurumda değildi. Onlar yasaklıyor ben de ısrar ediyordum bildiğim gibi söylemeye. O zamanlar TRT’nin çevresinin önemi vardı tabii. TRT üzerine düşüne yapmıyordu. Hoş şimdi de yapmıyor ya.

* Neyi yapmıyor?
-TRT şu anda hiç hoş olmayan bir durumda. Haberlerini alıyoruz. Maalesef TRT siyasilerin etkisi altında. Siyasiler de sanata önem vermiyorlar. Geçenlerde benim şirketimden genç bir şarkıcının yeni albümünü bizimkiler göndermiş, reddetmişler. Ben bilseydim “Göndermeyin” derdim. Engel olurdum.

* Neden?
-Adamlara beni reddetme keyfini neden vereyim? Çünkü onlara o zevki yaşatmamak lazım. Niye yaşatayım ki böyle bir zevki?

* Siz yeni çıkan albümlerinizi TRT’ye göndermiyor musunuz?
-Hiçbir zaman göndermedim, göndermem de. Niye göndereyim ki?

* Reddedilecek diye mi?
-Onlar kimdir ki bu konuda yargılıyor ve karar veriyorlar. Benim albümümü yargılayacak yetkiye nereden sahipler ki bu neticeye varıyorlar? Hangi kritere göre albümlere reddediyorlar? Bunu neden ve hangi hakla yapıyorlar? Kimdir onlar? Böyle bir şey yapamazlar. Bir sınav yapalım, onların derecesi ne olacak?

* Yani 2005 yılında hâlâ Orhan Gencebay şarkılarını yayınlamıyorlar öyle mi?
-Her şeyi reddediyorlar. Ben oraya albüm göndermem zaten umurumda bile değil. Ama görevlerini iyi yapmadıklarını düşünüyorum. Türk müziğini katleden bu zihniyettir. Aralarında çok değerli arkadaşlar da var ama hepsi öyle değil. TRT ve çevresi bizim mirasımızı bile güzel koruyamıyor. Bu yasakçı kafayla neyi koruyacak ki? Üstelik sadece bize değil yeni yapılana bile hemen red cevabı veriyor. Önce bir incele değil mi? Ayrıca bunlara kim bu yetkiyi veriyor? Bu kafalar TRT’ye büyük bir zarar veriyor. Aslında ben TRT’ye çatma gereği bile duymuyorum ama siz sorunca dayanamadım, içimdekileri döktüm.

Sabah Gazetesi : 21.11.2005

Bir önceki Müziğin 'Babası' Orhan Gencebay'dan şaşırtan karar başlıklı haberimiz konser etiketi, orhan gencebay etiketi ve orhan gencebay halki sasirtti etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.