Orhan Baba hâlâ neyse odur, bir yanlış yapmamıştır

Haber Kategorisi: 2006 Haberleri

“Popstar Alaturka” yarışmasında jüri üyeliği yapmasını “Sen de mi Orhan Baba!” diye eleştirenlere, Orhan Gencebay “Ben hata yaptığımı sanmıyorum. Bu yarışma eskilerine benzemiyor. Yeni seslerin oluşmasına katkım olacağına inandığım için oradayım. Ben Orhan Baba’yım. Orhan Baba hâlâ neyse odur. Orhan Baba bir yanlış yapmamıştır” diye cevap veriyor

 

“Orhan bey” diye sorduğum sorularda, “Ben” diye verdiği cevaplar “baba”lığından bahsederken üçüncü tekil ya da birinci çoğul şahsa dönüşüyor. “Orhan Baba’nın bildiği vardır” ya da “Biz de orada ağırlığımızla varız” diyor. Orhan Baba hakikaten Baba. Arada sırada yanımıza gelenler ona ya “Baba” diyorlar ya “Efendim”. Hatta zamanında çantasını çalan hırsızlar bile sonra onu arayıp “Baba, kusura bakma, çantan bizde, nereye getirelim?” demişler. Bunu anlatırken bir yandan gülüyor bir yandan da “Bu bir saygıdır işte. Hoşuma gitti” diyor. Onun müzik üzerine yaptığı araştırmalardan, engin müzik bilgisinden, evindeki klasik müzik, caz koleksiyonundan bahsetmeye gerek yok. Herkes onun nasıl bir müzik adamı olduğunu biliyor. Müzikle ilgili projeleri de hiç bitmiyor. Televizyona Türk müziğiyle ilgili dünya çapında bir belgesel yapmak istiyor. Bir müzik okulu açmak da planları arasında. Orhan Gencebay’la Etiler’deki bürosunda buluşuyoruz. Kocaman bir adam. Saçlarıyla, göğüsleriyle, kollarıyla. Şimdi spor salonundan çıkmış, üzerine eşofman yerine takım elbisesini geçirmiş gibi. Takımı, botları, boynundaki kolyesiyle özenli. Öyle robot gibi falan da değil, aksine çok hareketli. Çok ama çok da güler yüzlü. Konuşmayı da seviyor. Özellikle müzik, hatta müzik tarihini anlatmaya bayılıyor. Samimi. Bir ara, bizim birlikte fotoğrafımız çekilirken, hoop, sarılıveriyor. Çok. Dizi, program, şovlar… Jüri üyeliği teklifi de sürekli geldi. Kabul etmiyordum. Sizin bu jüri üyeliğiniz kimilerinde büyük hayal kırıklığı yarattı. Hayranlarınız “Orhan Baba’ya yakışmadı” dedi. İnternet sitelerinde “Babaydı, babişko oldu” diye yazanlar bile var. Gerçekten de sizi televizyonda, şovlarda görmeye alışık değiliz. Şimdiye dek çok teklif de gelmiştir size. Ben ortada fazla görünmeyi sevmem. Bildiğiniz anlamda şov programlarının benim yapıma uygun olmadığını düşündüm. “Popstar”lar için de hep teklif geldi ama ben kendimi böyle bir formatın içinde kesinlikle düşünemezdim. Tasvip etmiyordum o ortamları. İnsanlar rencide oluyordu. Gerçekten müzikalite aranıyor muydu orada? Kabul etmiyordunuz, çünkü… Bana ilk teklif geldiğinde “Yapamam” dedim. “Bu defaki daha farklı olacak” diye ısrar ettiler. “Jürideki arkadaşların hepsi değerli arkadaşlar. Herkes kaliteye yönelik düşünecek, öncekilerden farklı bir davranış sergilenecek” dediler. Beni bir de içindeki alaturka lafı etkiledi, “Olabilir” dedim. Bundaki fark ne? Ben 40 yıldır, en baştan beri gençlere birçok imkan tanımışımdır. Alaturka başlığıyla da bu yarışmanın çok daha iyi olacağını ve daha çok star çıkaracağını düşündüm. Alaturkada halk müziği de var, sanat müziği de, arabesk denen yapılar da, oryantal de var. Zaten alla turca İtalyanca, Türk tarzı demek. Ama demek ki bu tip yarışmaların gençlere faydalı olduğunu düşünüyordunuz. Önemli olan şey kulaktır. Karşınızdaki şarkı söylerken kulaklarınızı tıkarsanız ne yaptığını anlamazsınız. Ama gözlerinizi kaparsanız yine müziği duyarsınız, kalitesini anlarsınız. Müzik kulakla dinlenir. Gönüle, ruha hitap ederse de ona göre değerlendirmesi yapılır. Görsellik müziğin önüne geçemez ya da yarısı müzik yarısı görsellik olsun denmez. Biz sahne sanatçısı seçmiyoruz. Sesi güzel olanı seçiyoruz. Bir de eski “Popstar”larda görsellik, dans daha çok aranıyordu. Orası bir müzik alanı. Eğer müzik alanıysa orada müzisyen olmayanın ne işi var? Eğer orası görsellikle ilgili, eğlence yeriyse o zaman benim ne işim var? Jüriniz de bunları dikkate alıyor yani. Tabii bu arada görüş sahibi olan bazı arkadaşlar da orada görüşlerini beyan edebilirler. Bir vatandaş gibi birçok vatandaşın görüşünü yansıtmak için orada bulunabilir. Ama bir yandan da TV programı. Ve orada Armağan Çağlayan da var. “Son zamanlarda başıma gelmeyen kalmadı” Ben hata yaptığımı sanmıyorum kesinlikle. Yeni seslerin oluşmasıyla ilgili bir katkım olacağına inandım ve bunun olduğunu da gördük zaten bu yarışmada. Katılanların hepsinin sesi çok güzel. Bu tarz yarışmaların daha ciddi olabileceği iddiasıyla da buradayım. Nitekim bizim yarışmamızda da saygın bir çerçeve vardır. Halkımızın gösterdiği ilgi de çok iyi. Demek ki doğru yoldayız. Hayranlarınızın bir kısmı bu jüri üyeliğiyle ilgili olarak internette “Hatasız kul olmaz” demişler. Ben hata yaptığıma inanmıyorum ama öyle düşünüyorlarsa da “Hatamla sev beni” demiştik. Bakın ben hâlâ Orhan Baba’yım. Evvelce Orhan Abi’ydim. “Hatasız kul olmaz” diyenlere ne diyorsunuz yani? O başka. Ben müzik adamıyım. Ben Orhan Baba’yım. Orhan Baba hâlâ neyse odur. Orhan Baba bir yanlış yapmamıştır. Bu yarışmayla ilgili birçok şey yazılıyor. Bazı yazarlarımız nezaket hareketlerini yanlış değerlendiriyorlar. Mesela Bülent hanım benim çok eski tanıdığım bir kardeşimdir. Oradayken birbirimize yardım da edebiliriz. Yani Bülent bana “Abi, benim yerime de şunu yazar mısın?” diyebilir, ben de yazarım. Ama bazı kalemler hemen “Orhan Gencebay, Bülent Ersoy’un katibi” diye yazdılar. Nezaketi bile farklı yorumluyorlar. Yani olacak şey değil. Evet, Müslüm Baba, Orhan Abi’ydi. Biz hoşgörülüyüz, bazı yanlışlıkları da anlarız. Ama şu son zamanlarda başıma gelmeyen kalmadı desem… Olacak şey değil. Ama artık televizyondasınız. Bunlara alışmalısınız. Köşe yazılarında, magazin haberlerinde kendinizi daha sık göreceksiniz. “Yok estetik yaptırmışım, gıdığımı aldırmışım” Şaşırıyorum tabii. Hayret bir şey. Geçenlerde bizim programın başarısını Bülent Ersoy’a bağlayanlar oldu. Bunlar çok yanlış, sakıncalı sözler. Biz orada bir ekibiz. Böyle tartışmalar olunca eski “Popstar”ların havasını bilenler yine öyle bir program olduğunu düşünüp benim orada olmamı istemiyorlar tabii ki. Oysa ki biz ağırlığımızla, bilgimizle oradayız. Ortada bir başarı varsa hepimizin başarısıdır. Bizim Orhan Baba olarak ağırlığımızla orada olmamızdan da kaynaklanıyordur. Şaşırıyorsunuzdur. Orhan Baba son iki aydır magazin sayfalarında… Bir de bir gıdık hikayesi çıktı. Hayatımda ilk defa başıma böyle bir şey geldi. Yok estetik yaptırmışım, gıdığımı aldırmışım… Ben ortalara çok çıkmayayım derken şimdi bu yönlerimle konu ediliyorum. Gülüyorum. Başka neler geldi başınıza bu programla birlikte? Geliyor. Değişik bir ortam. Bu tarz ortamlara alışık değilim, garipsiyorum. Ama her şeye rağmen güzel seslerin olması iyi bir şey yaptığımızı gösteriyor. Sizin bazen orada şöyle bir dışarıdan kendinize bakıp gülesiniz geliyor mu? “Hafif dansları severim. Çok evvelden çaça, twist yapardık. Tango zaten Allahın emriydi” Evet, aksine morali her zaman çok yüksek olan biriyim. Bir anımı anlatayım. Baypas ameliyatına gireceğim… Dünyanın en büyük ameliyatlarından biri… Amerika’dayız. Benim Türk doktorum da yanımda. Ben ameliyat masasında Temel fıkraları anlatıyordum. O da bana anlatıyor. Kahkahalarla gülüyoruz. Amerikalı doktor girince “Bu adam ameliyat olacak, niye kahkahalar atıyor?” dedi. Size “robot gibi adam” diyenler var. Ya da hüzünlü, acılı biri zannedenler. Hiç öyle değilsiniz. Komiksiniz hatta. Hafif dansları seviyorum. Dans falan da eder misiniz? Evet. Çok evvelden çaça, twist yapardık. Tango zaten Allahın emriydi. Valsler… Hafif danslar derken, eşli danslar mı? Dostlarla olmayı çok severim. Çıkıp sohbet ederiz. Benim dostlarım da sanat dünyasındakilerden çok, önemli, tanınmış işadamlarıdır. Ayrıca politikacılar vardır dostlarım arasında. Buyrun… Çaça yapan Orhan Baba’yı hiç hayal edemezler. Başka ne yaparsınız? Nasıl eğlenirsiniz? Canım babayız, duvar değiliz ki biz de. Babasınız ya şimdi siz. O yüzden bunları soruyorum. Dans eder misiniz falan… “Amatör astrofi
zikçi, jeoloğum. Arkeoloji ve tarihle ilgilenirim” Küçük yaşlardan itibaren bana Baba Orhan derlerdi. Sahip çıkardım. Arkadaşlarım öbür mahalledeki arkadaşla kavga ederse “Orhan’a çıksana” derlerdi. Biz de “Vay, adımız geçti” deyip giderdik. Var mı gitmemek! Hep barışçıyızdır ama kavga etmek istediklerinde de kaçmazdık. Siz ne zaman baba oldunuz? Çok yakışıklı bir hergele Orhan Efe. 6-6,5 yaşında. Onunla her şey güzel. Gelir burayı karıştırır. Şimdi artık bir de gerçekten dedesiniz. Torununuzla aranız nasıl? Hobilerim çoktur benim. Ben amatör bir astrofizikçiyim. Yine amatör bir jeofizikçiyim, jeologum… Arkeoloji ve tarih çok ilgilendiğim alanlar. Evrenbilim, gökbilim, felsefe. Denizi çok severim. Tekneyi çok severim ama hanım sevmez. Müzikten başka birçok ilgi alanınız var sizin, değil mi? Hanım sevmez dedim. Hanım sevmezse tekne de olmaz. Tekneniz var mı? “Onlar benim arkadaşım” dediniz…Yanımda sevdiğim bir arkadaşım vardı. O arkadaşın korumalarıydı. Soranlara da “Onlar benim kardeşim” dedim. Bakın bir gün bir sevenim beni durdurup “Orhan Baba, senin neden koruman yok? Sana bir zarar gelmesin” dedi. Ben de “Beni sevgi, sevenlerim korur” dedim. Hep böyle düşündüm. Geçenlerde şöyle bir haber çıktı. Yanınızda altı korumayla bir şeyler yemeye gidiyorsunuz. Hoş siz “Lise yıllarında kıyafetlerim yüzünden bana Kont Orhan derlerdi” Yıllarca saksofon çalıştım ama uzun süredir çalmıyorum. Bağlama, ut gibi telli aletleri daha çok seviyorum, hepsini çalıyorum. Altı yaşında mandolinle başladım. 12 yaşımda bağlama, tambur ve keman vardı. Gitarı şöyle kısa bir süre ciddi çalışsam iyi bir yerlere gelebilirim diye düşünüyorum. Bir ara piyano da çalıştım notayla. Kaç müzik aleti çalabiliyorsunuz? Saksofonu biliyorum ben mesela. 20-25 tane var. Kaç bağlamanız var? Bir divan sazım var, büyük. Ona Orhan Baba diyorlar. Bir tane daha var, o da çok süslüdür. En eskisi de 40 yıllık. Özel olanları var mı? Şu anda yürüyorum. İzin verseler -aslında izin vermiyor da değiller ama- ağır sporlar yapmak istiyorum. Zamanında bolca vücut çalıştığınızı biliyorum. Spora devam ediyor musunuz? Şu anda Sevim hanım da yardımcı oluyor ama zaten ben giyinmeyi, estetiği çok severim. Lise yıllarımdan itibaren severim. O yıllarda bana bu yüzden Kont Orhan derlerdi. Giyime düşkünsünüz… Ben hep bot giyiyorum. Elimde olmadan. Yazın kışın. Evde 20 küsur botum var. Sonra baktım, tarihte bir insan daha var ki o da hep bot giyiyor. O da o muhteşem insan Atatürk. Botlarınız da çok güzel. 36! Kaç yaşındasınız siz? “Türkiye Cumhuriyeti’nde bana yapılan saldırı, hakaret kimseye yapılmadı” Onur ve gurur albümü. Benim eserlerimi 20-30 arkadaşım değerlendirecek. Sizin bir albüm projeniz var. Şarkılarınızı başka sanatçılar seslendirecek. Evet. Böyle söylemeleri beni çok mutlu etti. Gözlerim dolu dolu oldu açıkçası. Startı verildi albümün. Teoman, Tarkan, Özcan Deniz hemen istemiş bu albümde olmayı galiba. Ben kim ne yapıyor diye bir müzik adamı olarak dinliyorum hepsini. Tarkan çok güzel çalışmalar yaptı. Bahsettiğiniz diğer kişileri de beğenirim. Mesela Hande’nin de sesi, yorumu çok güzel. Siz gençleri dinliyor musunuz? Tarkan, Mustafa Sandal, Hande Yener… Neler düşünüyorsunuz haklarında? Çook. Çok üzüldüm. Onun bir resmi var ya, ağlıyor. Onu gördükçe hâlâ tüylerim ayağa kalkar. Melodilerinde çok ilginç bir yapı, sihir vardı. Ama içinde ne fırtınalar yaşamış demek ki… Kurt Cobain öldüğünde ağladığınız doğru mu? Dinlerim tabii. Mesela yeni çıkan bir zenci grubu var, çok hergeleler. Çok ilginçler, tamamıyla bizim seslerimizi kullanıyorlar. Ama isimlerini bilmem. Hip-hop da dinler misiniz? Biz çok çektik, evet. Türkiye Cumhuriyeti’nde bana yapılan saldırı kimseye yapılmadı. Bana edilen hakaret kimseye edilmemiştir. 1970’lerde idamımı bile isteyenler oldu. O derece. Bunları yazmaya gerek yok ama. Ben ilktim. Yenilikleri kabul etmek istemiyorlardı. Ufkumuzu açalım diye o kapıyı açtık ve o kapıdan da girdik. Şimdiki gençler bizim o açtığımız yoldan yürüyorlar. Özgürlüklerin babası olarak da tanınan biriyimdir. Benim yaptıklarımın en büyük destekçisi halkımız oldu. Siz o arabeskin hararetle tartışıldığı dönemde çok çektiniz. Herkes sizi kültürümüzü, müziğimizi katletmekte suçladı. Onlar palavra şeyler. Yalan. Kıskananların uydurduğu şeylerdi. Bir de beni tabulaştıranların uydurduklarıydı. Ben tabulaştırılmaya karşıyım şiddetle.

 

http://www.milliyet.com.tr/-orhan-baba-h-l–neyse-odur–bir-yanlis-yapmamistir-/pazar/haberdetayarsiv/04.11.2006/176747/default.htm