Bat(ma)sın bu dünya (Röportaj)

Haber Kategorisi: 2009 Haberleri

Zor konuşan, az konuşan, öz konuşan adamı, âlemin dünyaahret Orhan Baba’sını MOLA’ya ikna edip “berhudar oldum.” Meğer Orhan Gencebay’ın biriktirdiği ne çok haykırış varmış

 

orulacak çok sorum var ama gündemin nur topu konusuyla başlayayım. Yerleşen tabirle “Kürt açılımıyla” ilgili ne diyorsun? Önemli bir konu
“Sanatçılar topa girsin” diyen de var “girmesin” diyen de. Sezen Aksu’nun Başbakanlığı aramasıyla başlayan bir tartışma süreci. Fikrin ne abi? Sezen üzerinden yanıt yanlış olur. Kürt açılımı diyoruz, ortada bilgi yok. Şu an kimsenin net söz söyleme pozisyonu da yok. Aslında fikrim Ziya Gökalp’e mal edilen sözdeki gibi: “Bir Türk ne kadar Kürt’se bir Kürt de o kadar Türk’tür.” Bunun derin, sıcak, barışçıl anlamına ters düşen şeyleri yapanların iki dünyada yeri yok. Elbet uzun zaman içinde yanlışlık ve ihmal edilmişlikler var. Bunların başında ana dil sorunu. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili, ortak dili Türkçedir. Ama diyelim ki etnik kökeni Çeçen, Ermeni, Arap, Boşnak, Kürt olan yurttaşlarımızın da ana dillerini konuşabilmeleri, kültürlerini sürdürmeleri, şarkılarını türkülerini söylemeleri gerekir. Eskiden bilmeden Kürtçe türküleri kaset yapardık. Yasakmış meğer. Sonra iyice büyüdü o yasak. Şükür şimdi kalktı.
Merhum Ahmet Kaya’nın günahı neydi ki? O gece orada yoktum. Anlatılanlar da farklı farklı.
Ben oradaydım. “Kürtçe klip çekeceğim. Yayınlayacak yürekli insanlar vardır sanırım” dedi, kıyamet koptu. Bir şey yok bu sözlerde. Unutmayalım ki Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü bir ırkçılık değil, Türk kültürünü şemsiye eden bir kavramadır. Amatör tarihçiyim, Türk kültürü binlerce yıldır dünyayı etkilemiş. Amerika’da, Latin Amerika’da, Asya medeniyetlerinde var, Orta Doğu’da var, Anadolu’da 14 bin yıldan beri var. Asırlar, çağlar içinde krallar, imparatorlar, sultanlar değişti ama tebaa aynı tebaadır. Sağduyu içerisinde yaşanmış, bozulacağına da inanmam.

SANATÇI-SİYASET MESELESİ
Sanatçı-siyaset meselesine yorumun? Sanatçı aktif siyaset adamı gibi olmamalıdır, ama sanatçı dediğimiz güzellikten, olumludan yanadır. Bu kendiliğinden bir taraf olmayı da birlikte getirir.
O zaman “Batsın bu dünya” değil “batmasın bu dünya.” (Gülerek) Tabii ki batmasın. Zaten sözlere bakarsan mesela, “Yazıklar olsun kaderin böylesine. Her şey karanlık, nerede insanlık?” diyor. “Doğmamış çileler, yaşanmamış dertler” diyor. Bunları derken negatifleri gösterip pozitif olanı arzuluyor.
Aslında sağ gösterip sol mu çakıyorsun? Bir nevi öyle sayılır. Berhüdar ol (gülüşmeler).

‘Zalim bir avcıydım’
“ZALIM avcıydım. Bir gün bir çulluk gördüm. ‘Tık diye vuracağım. Şansı yok haksızlık bu’ dedim, attım tüfeği. Ok yay takımı alıp döndüm. Soğuktan ellerim donmuş meğer. Yayı boşlayınca parmaklarım kopuyordu. Yine bir gün avda opal güvercin sürüsü gördüm. 10 numara bir saçma fişeği attım, 10-15 tane düştü. Gittim ki kiminin gözüne kiminin karnına girmiş. Çırpınıyorlardı, manzara korkunçtu. Daha fazla acı çekmesinler diye bir yandan ağlayarak kafalarını kopartıp hepsini gömdüm. Bu olay avcılıkta sonum oldu.”

‘Unutmak istediğim şeyler’
İnsana ateş ettin mi hiç abi? (Duraksıyor, gözleri dalıyor, hüzünleniyor) Birkaç kez ucuna dek geldik onun. Ailemizden birini kaçırmak istediler, havaya sıktım 3-4 el. Karşılık verseler ne olurdu bilmem. Sonra bir arkadaşın kız kaçırma mevzuu… Şükür ki kimseye zarar vermedik, ceza alacak noktaya gelmedik. Bunlar unutmak istediğim şeyler, sırf sen olduğun için anlatıyorum Savaşım. Şimdi sadece koleksiyoncu olarak tabanca ve okyay takımlarım var evde. Silahların hepsi de taşıma ruhsatlı ama taşımıyorum.

 Oruç, Ramazan ve Orhan Baba

“KÜÇÜKKEN dedemle 5 vakit kılardım. Orucu ay boyu tutardım. En keyiflisi bayram namazlarıydı. Hediye alınırdı dönüşte. Bir bayram yine dedem kaldırdı beni. Sonra annem ‘Git, yetişir deden’ dedi. Gittim ama o gelmedi, üzüldüm. Dönünce öğrendim; beni kaldırdıktan az sonra içeride can vermiş, bana hissettirmemişler. Eskisi kadar disiplinli değilim namazda oruçta ama dinime saygım gani. Bir de babamızın elbiseleri ters çevrilip küçültülür bize yapılırdı. Gururlanırdım babamın elbisesini giydim diye. Bir defasında da Galatasaraylı olayım diye ayakkabı almıştı bana bayramda.
Babadan Galatasaraylısın demek. Sırf ben değil. Mahallece Galatasaraylıydık. Olmayanı döverek Galatasaraylı yapardık. Samsun’da 19 Mayıs kulübü vardı. Sarı- kırmızıydı renkleri. 19 Mayıs çok önemlidir biz Samsunlular için. Babamlar mesela oradan sempatiyle Cim-Bom’lu olmuş bizi de öyle yaptılar. Mahalle maçlarında kalede dururdum. Samsunspor kurulduğunda kaleci arıyorlardı. 16 yaşındaydım. 2 arkadaş gittik. Hemen kadroya aldılar ama devam etmedim. Arkadaşım Tekin ise uzun yıllar kaleyi korudu. Kasımpaşa’da 7-8 sene halter, vücut çalıştım. Güreşte çok iyiydim. Hocamız milli hoca Nuri Boytorun “seni dünya şampiyonu yapacağım” diyordu. Boks ve karatede de sıkı adamdım. 

Hiç anlatmadığı ilk aşk macerası 

TRENDE bir adam mandolinle “Fındık dalları” türküsünü çalıp söylüyordu. Heves edip evde babama söyledim. Mandolin alıp geldi. “Bunu istemediiim bunun sapı uzun değiiil” diye ağladım. Meğer bağlama demek istermişim. Değiştiremedik. Klasik Batı hocası Kırım mültecisi bir hocadan ders aldım. 1 ayda notayı öğrenince hoca da şaşırdı. Bayram Aracı vardı. Büyük sanatçı, tek başına orkestraydı. Ondan çok şey öğrendim. Sonra İstanbul… Zeki Müren’den, Mahzuni Şerif’e kadar çok kişiye plaklarında çaldım. Ahmet Sezgin’in baş bağlamacısı ve bestecisiydim. Bestelerimi sen oku derler kabullenmezdim. Mahmut Tezcan tavla oynarken “yenilirsen bana plak yapacaksın” dedi yenildim. “Başa gelen çekilirmiş” şarkımı plağa okudum.
Yalandan yenilmiş olmayasın abi? Yok ama Mahmut zar tutmuş yıllar sonra söyledi (gülüşmeler)
Sahneye niye çıkmadın hiç? Utangaçtım, hâlâ da öyleyim. Sonra ben işin mutfağını severim. Çalayım, eşlik edeyim, yöneteyim falan.
Kimseye anlatmadın bana ilk aşk maceranı anlatır mısın? Baba dostusun, mecburen anlatacağım. 17 yaşımdayken herkes “2 Şubat’ta kıyamet kopacak diyordu. Papazlar söylemiş, yayılmış. Ben de Samsun’dan kalkıp Edirne’ye gittim. 2 gün sürdü yol. Çünkü Edirne’de akraba düğününde görüp beğendiğim bir kız vardı. Kopacaksa onun yanındayken kopsun kıyamet dedim. Bekledik kopmadı.
Fena mı olmuş? Babası göreydi ben de görürdüm kıyameti (gülüşmeler). 

Kaynak  : Sabah Gazetesi 23/08/2009 Savaş Ay Röportaj

Bir önceki Gencebay: Vatanımız bölünmez bütündür başlıklı haberimiz bizim vatanimizin bölünmez etiketi, etiketi ve konser etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.

398 okunma | Sep 24th, 2012 | 2009 Haberleri