Arabeske ‘tu kaka’ diyenler başarıyı kıskananlardır

Haber Kategorisi: 2013 Haberleri

Arabeske ‘tu kaka’ diyenler başarıyı kıskananlardır

 

 

 

 

 

 

Banu Duran

Müslüm Gürses’in vefatıyla yeniden arabesk müziği konuşmaya başladık. Arabesk acıların müziği mi, neden rockçılarla düet yapılıyor derken biz de kalktık bu işi en iyi bilen isim “Baba Orhan Gencebay”ın kapısını çaldık. Yakında Popstar’da jüri olarak da izleyeceğimiz Gencebay’la müzik dolu bir söyleşiye buyrun…

Müslüm Gürses’le tanışıklığınız hangi yıllara dayanıyor?

Tanışıklığı-mız 45 yıldır vardı. Çok sık görüşemiyorduk ama birbirimizi çok sever, sayardık. Ne zaman görüşsek dost olarak görüşürdük. Kendine has yorumu olan biriydi. Tanıştığımız yıllarda daha ziyade halk müziği mıntıkasında çalışmalar yapardı. Arabesk dedikleri serbest çalışmaları sonradan daha çok okudu… Stüdyoda tanışmıştık. Ben sadece kendi albümümü yapmazdım, başka albümlere de yönetmenlik yapar, eserlerimi okuturdum. Hatta o yıllarda İbrahim Tatlıses albüm yapıyordu. Biz de Arif Sağ’la birlikte sazımızla ona refakat ettik. O kayıtlardan birinde tanıştık işte. Müslüm çok gençti, ilk ya da ikinci albümünü yapıyordu.

Müslüm Bey sizin eserinizi okudu mu hiç?

Türk Sanat ve Türk Halk Müziği iki temel yapımızı oluşturuyordu. Fakat yeni dinamiklere de ihtiyaç vardı. Ben bu dinamiklerin olması gerektiğini düşünerek 60’lı yıllardan itibaren yeni besteler vermeye başlamıştım. Ve o verdiğim bestelerin hepsi günün şarkıları oldu; Sabır Taşı, Sevemedim Kara Gözlüm gibi… Bu eserler o yıllarda benim okumadığım eserlerdi. Sevemedim Kara Gözlüm yılın eseri oldu ve Zeki Müren dahil tam 45 kişi okudu. Sonradan ben 1968 itibariyle kendim okumaya başladım. 1969’da yaptığım Bir Teselli Ver yalnız Türkiye’de değil yurt dışında da ses getirdi; İspanya’ya kadar kullanılan bir yapı oldu. Müslüm Bey o zamanlar daha popüler değildi, o yüzden okumadı. İbrahim Tatlıses’i ise 1978’de Ayağında Kundura ile duyduk (asıl şöhreti ise 83 yılından itibaren Dom Dom Kurşunu ile devam etti); 1977’de de Ferdi Tayfur’u duyduk. Bu arada Müslüm Baba da popülerdi ama özellikle son yıllarda sevildi. Bu isimler arabesk diye adlandırılan bana göre serbset çalışmalar olan türün en öndeki öncüleriydi… Ben okuduğum için pek eser vermiyordum ama albümlerinde olmasa da sahnede hepsi benim eserlerimden okumuştur.

‘Fazıl Say, arabeskin ne olduğunu bilmeden eleştiriyor’

Arabeskin içinde anarşizm var mıdır?

Ben bu türü bir araştırma olarak çalıştım. Halk müziği ve sanat müziği haricinde yeni dinamiklere ihtiyaç vardı. Oysa resmi müzikçiler yeni bir olguya katiyen fırsat vermiyorlardı. Ben böyle bir şeye tepkiliydim. Onun için bana “özgürlüklerin babası” derler. Beni yasakladılar ama umurumda değildi. Ben daha iyi olmak adına araştırmaya girmiştim. Protest yapıları en çok ben yaptım diyebilirim. Bir yerde de anarşist oluyor insan ama daha iyi olmak adına yapılıyor. Anarşist bana göre bilgili olan kişidir; herkes anarşist olamaz. Anarşizmin temelinde daha iyi olmak için bilgiyle karşı çıkmak vardır.

Ama Fazıl Say “Arabesk anarşisttir” dediğinde kızmıştınız…

Fazıl Bey son derece yanlış konuşmalar yaptı. Bilmeden yaptı ama bunu. Yoksa çok iyi bir müzisyen; biz altının değerini biliriz, sarrafız. Arabeskin ne olduğunu bilmiyor ki; zaten çoğu kişi bilmiyor bunu. Arabesk nedir deyin, tarif etsin görelim. Arabeske serbest çalışmalar diyorum ben. Neden? Çünkü Batıyı tanıyacaksınız, bu havzada bulunan, kullanılan her türlü müziğin tüm özelliklerini bileceksin ki bunu yapabilesin. Ben bu yeterliliklerle çalıştım. Halk da çalışmalarıma çok ilgi gösterdi. Halkın ilgi gösterdiği bir şeyi kıskandıkları, çamur atmak, lekelemek istedikleri için tu kaka dediler. Kimsenin buna hakkı yok. Biliyor musunuz ülkemde bunlar olurken dış ülkelerin çoğunda takdirle karşılanıyordum. Böyle bir şey olur mu? Oldu. Ben 35 yıl bunlarla uğraştım.

Yurt dışına yerleşmeyi düşündünüz mü hiç?

Londra’ya veya Almanya’ya yerleşebilirdim ama bunu düşünmedim. Çünkü memleketimi çok seviyorum.

Arabeske tu kaka diyenler kimler?

Başarıyı kıskananlar lekeliyor. İyi ve kötü her zaman vardı; son 50 yıldır mı var? Hayır, binlerce yıldır var. Neden kötüyü sadece arabesk denen çalışmalara yüklüyorlar? Bunları yapanlar bazı çevreler, kıskananlar…

Herkesin bir alıcısı var. Ferdi’nin de benim de rahmetli Müslüm’ün de. Dinleyenler kendi hayat hikayeleriyle bağdaştırdıkları için hepimizi kendilerine göre sevmişlerdir.

‘Sosyologlar müzikle ilgili değerlendirme yapamaz’

– Bir zamanlar sosyologların arabesk için “varoşlarda oluşan olgu” diye yanlış değerlendirmeleri oldu. Ben de “Sayın sosyologlar siz müzisyen değilsiniz; müzikle ilgili bir değerlendirme yapamazsınız” dedim. Bu müzik yalnız varoşlarda dinlenmiyor ki, her yerde dinleniyor.

– Müzikalite olarak yaptığımız eserlerin kalitelerine baksınlar. Baksınlar bakalım o en klasikleşmiş eserlerin müzikalitesinden aşağı kalırsa benim eserlerim, müziği bırakırım.

– Müzik sektörü çökmüş durumda. Önceden daha çok eser yapılırken bu azaldı. Önceden sorun korsandı; şimdi de internet ve GSM’deki başıbozukluk. Hakları yerine getirerek kullanılmalı. Müziği alırken belli bir ücretle almak gerek. Bedava alınınca besteci aç kalıyor. Üretim yapılamıyor. Eski şarkıların tekrar tekrar söylenmesinin nedeni budur.

Müslüm Baba rock söyleyince değişmedi; o aynı Müslüm

Pek çok insan Gürses’in cenazesinin Fatih Camii’den değil de Teşvikiye’den kalkmasını garipsedi…

Çok saçma bu. Ha Fatih ha Teşvikiye; caminin ayırımı olur mu? Her cami eşittir.

Teşvikiye Camii’den Beyaz Türklerin cenazesi kalkmıyor mu genelde?

Arabeski lekeleyen kişiler kendilerine göre bir takım ayırımlara girerek ortalığı karıştırmak istemiştir. Bu da onun bir örneğidir. Cemal Reşit Rey’de merasim yapıldığı için en yakın Teşvikiye idi.

Bunun rock da söyleyen Gürses’in farklı kitleleri birleştiren biri olmasıyla ilgisi yok mudur?

Müslüm Gürses bulunduğu kulvarın dışındaki bazı eserleri de yorumladı. Olay budur. Yoksa “sınıf atladı” diye de tabirler duydum; çok yanlış. Herkes her eseri okuyabilir. Müzikalitesi nasıl olur o ayrı konu… Müslüm Baba’ya renklilik olsun diye bazı eserleri okuttular; kendine has şekilde okumuştur.

Sosyetik oldu cümlesini de duymuşsunuzdur o halde…

Saçmasapan bir şey. Hepimizin dinlediği ninniler var; onların sosyetesi mi var? Dan dini dan dini dastana danalar girmiş bostana… Biz hepimiz bu kültürle büyüdük.

Gürses’in seslendirdiği Paramparça Etiler’de kulüplerde çalındı…

Kulvarının dışına çıktığı için oldu bu. Çalan Teoman’ın parçasıydı, Müslüm Baba okuduğu için onu dinlemeye başladılar. Müslüm Baba’da değişen bir şey mi oldu peki; hayır olmadı.

Neden kendini jiletleyen dinleyicileri kısacası fanatizmi sadece arabesk müzikte görüyoruz?

Fanatikler her yerde var. Atamız öldükten sonra Salih Bozok göğsüne tabanca sıktı. Bu fanatiklik değil mi? Elvis öldükten sonra arkasından pekçok hanım intihar etti. Onlara da jiletçi mi diyeceğiz? Osmanlı ordusu savaşa giderken en önde alnında şehit yazan serdengeçtiler vardı; kim yapar bunu?… Gürses’in bazı fanatikleri vardı; dramatik ezgilerinin etkisiyle bütünleşip aşka gelenlerdi. Topluma mal edilemez.

 

 

 

 

http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&hid=20096

Bir önceki Orhan Gencebay yerine yeni bir isim aranıyor başlıklı haberimiz etiketi, karadeniz sanatçıları isimleri etiketi ve konser etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.

357 okunma | Apr 26th, 2013 | 2013 Haberleri