Müzik sektörü çöktü sanat öksüz durumda

Haber Kategorisi: 2014 Haberleri

http://haber.orhanabi.net/wp-content/uploads/2014/10/23577_51_1.jpg

 

BANU DURAN – bduran@gazetevatan.com

Fotoğraflar: BARIŞ ACARLI

Batsın Bu Dünya, Hatasız Kul Olmaz, Beni Böyle Sev… Bu şarkıları bilmeyen var mı? Yediden yetmişe herkesin dinlediği, sevdiği ‘Orhan Baba’ röportajı bayram hediyesi olsun dedik…Ancak Orhan Gencebay yıllarını verdiği müzik sektörünün durumundan biraz dertli… Hem kızdığımız, hem bolca güldüğümüz hem de düşündüğümüz keyifli röportajımıza buyurun…

Nihayet yeni albüm geliyor; ama neden 5 yıl sonra?

Araya sağlık sorunları da girdi ama hepimizde bir kırgınlık, küskünlük var. Çünkü müzik sektörü çöktü; üretim durmuştur. Bu durum on binlerce sanatçının sefil ve aç olmasına kadar dayanıyor.

Albüm yapılmıyor artık maalesef…

Tabii, albüm adedi olağanüstü düştü. Oranlarsak 50’de bir neredeyse. Geçen yıl bizde yapılan albüm sayısı bin; Fransa’da ise 50 bin adet. Bizim de en az 20-30 bin olmalıydı. Bizde 10 bin eser kullanılmışsa orada 400-500 bin eser kullanılmış… Şimdi bakın bu yapılan bin albümün de tirajı 5 milyon. Olması gereken ise 300 milyon. Bu 5 milyonluk getiri yeni bir albüm yapmaya da insanların yaşamasına da sebep olamıyor. On binlerce kişi sefil halde ne yazık ki, sanat öksüz durumda. Müzikalite düşmüştür… Sonuçta ne oluyor? Türk sanatı darbe yiyor. Sanatçıyı yaşat ki sanat yaşasın; ama sanatçı şu anda yaşamıyor.

Peki üretimin durmasının en temel nedeni nedir?

İnternetteki düzensizlik. Bir de insan haklarının ne olduğu bilinmiyor. Telif kelimesini kullanmayacağım bundan sonra; hırsızlık diyeceğim. Hırsızlık, yapılan üretimin çalınmasıyla ilgili. Cebinizden para çalmak nasıl ki suçsa, bu da onunla eşdeğer. Dolayısıyla sanatçı yaşayamayacağı için de sanat üretilemiyor. Üreten sanatçılar karnını doyurmak için başka alanlarda iş arıyor… Herkes sanatın havadan geldiğini falan sanıyor. Bedava kullanabileceği bir şey gibi görüyor ama öyle değil… Ben 50 yıldır bu camiada olan bir sanatçı olarak bunu kesinlikle söylerim; insan hakları gasp ediliyor. İnsan, emeğinin karşılığını alamazsa yaşayamaz ki. Bakınız insan 3 yönüyle üretir; bedeniyle, aklıyla, duygusuyla. Biz aklımız ve duygumuzla üretiyoruz; yıllarımızı veriyoruz. Emeğimizi, paramızı koyuyoruz. Yeni bir albüm çıktığında veya var olan eserlerimiz, konserlerde, gece kulüplerinde vb. yerlerde kullanıldığında bunun karşılığı ödenmiyor. O zaman da gasp oluyor işte.

Çare ne peki Orhan Baba; çare sizde…?

Gelişmiş ülkelerin yaptıklarını yapmak. Ancak biz onlardan çok uzaktayız.

Böyle devam ederse ne olur?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin müzik üretimiyle ilgili üretim durur ve bu sanat alanı yüzde 99 biter. O zaman da asimilasyona gider; bize ait değerler kullanılmaz. Başka değerler özellikle de Batı hakim olur. Türk pop müziği, Türk halk müziği vs. hepsi bundan nasibini alır ve yok olmaya gider. Yeni sanatçı gelmez.

Şu an sektörden para kazananlar, Seda Sayan, Gülben Ergen gibi sahne alanlar değil mi?

Şimdi o noktada 30-40 kişiden bahsedebiliriz. Arkada ise 10 binler var. Basınımız bu kişileri anlatıyor; halk ta her şey yerli yerinde sanıyor. Mutfağın gerisindekilerin durumları bilinmiyor… Ben de sahneye çıkmıyorum ama birikimim var şükürler olsun. Kendi adıma söylemiyorum bunları; söylemem gerekirse de birinci derecede hakkı gasp edilenlerin başında geliyorum.

Bu şartlarda yarışmalardan star çıkmaz

Ekranlarda da yeni albüm çalışmaları nedeniyle mi yoksunuz?

Hayır, ondan değil. Şu an ekranlarda ağırlıklı olarak dizi var. Müzikle ilgili şov programları pek yok. Pop Star çalışmaları çok başarılı olmuştu ama onu tekrarlamak elimizde değil. Yapımcıdan teklif gelmeli. Şu an öyle bir program yok ama olabilir. Bu tarz işler yapılmalı; yeni seslerin ortaya çıkması için bir basamak çünkü.

Neden peki o yarışmalardan star çıkmadı?

Öyle bir şey beklemek yanlış olur. Çok güzel sesler vardı bizim yarışmalarda fakat devamı gelemedi ki. Sonuçta Pop Star ilk basamak olabilir. Devamında albümlerle, programlarla promosyonu yapılmalıydı. Var olan şartlarda o şanslarını yitiriyorlar.

Bülent Ersoy’u da özlediniz mi, ne güzel takılıyordu size?

O benim eskimeyen eski dostumdur. Yeri bambaşkadır.

Görüşebiliyor musunuz şimdi?

Nadiren görüşebiliyoruz. Herkesin kendine göre yaşam şekli, programları var. İkimiz de yoğunuz malum.

Tarkan oğlum gibidir, çok severim

En sık görüştüğünüz isim?

Tek bir isim veremem ama bir dönem Sibel Can ve Hülya Avşar’la hep beraber olurduk. Aynı zamanda Kervan Plak’ın sahibi olduğum için orada 114 sanatçı arkadaşımla çalıştım. Pek çok sanatçı arkadaşım bizim firmamızda verdikleri emekle ünlendi. Bununla gurur duyarım.

Tarkan’la görüşebiliyor musunuz peki?

Tarkan oğlum gibi, çok sevdiğim bir evlat. Özledim de ayrıca, ne zamandır görüşemedik…

Film çalışmanız da var sanırım…

Olacak, setleri özledim. Üzerinde çalıştığımız üç ayrı senaryo var.

Ters köşe bir iş yapıp, komedide oynasanız…

Ben sinemayı şöyle düşünürüm; yaşamda konu itibariyle ne varsa onu sinemada anlatmalıyız. Her konu sosyaldir; her konu işlenebilir. Komedi de, dram da yapabilirim; yeter ki kaliteli olsun. Sanatın sevgiye, saygıya, bilgiye, hoşgörüye, estetiğe, adalete dayalı büyük bir kavram olduğunu düşünürsek sanatta bunların hepsinin anlatılması lazım.

En sevdiğiniz filminiz hangisidir?

Aşkı Ben Yaratmadım ilk aklıma gelen. Batsın Bu Dünya, Leyla ile Mecnun, Biraraya Gelemeyiz, Kır Gönlünün Zincirini… Toplamda 36 film yaptım ama 20’den fazlası istediğim gibi oldu. Hatta bazılarını festival için hazırlamıştık ama göndermedik.

Neden?

Festivale giden filmler ekonomik düzensizliğe dayalı fimlerdi. Müzikal bir film festivalde derece alamaz diye düşünüp göndermedik.

Neden bu kadar çok severken ve başarılıyken film çekmeye ara verdiniz?

Televizyonlardan dolayı. Televizyonlar tüm dünya sinemasını etkilemiştir. Biz de bundan nasibimizi aldık. Zamanında birkaç yüz film yapılırken 8- 10’a düştü. Nispeten şimdi halkımız Türk filmlerine ilgi göstermeye başladı. Ancak bunun komedi ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Diğer konuların da işleneceği, ilgi göreceği zamanlar olacak diye umut ediyorum.

Peki Cem Yılmaz ve Şahan’ın yaptığı işleri küçümsüyor musunuz? Hangisine daha çok gülüyorsunuz?

Hayır, katiyen. Emeğe saygı duyarız… İkisine de gülüyorum. Birininki diğerinden daha farklı anlamlar taşıyor. Her ikisi de insan yapısında var. Temel fıkraları anlatırız bazen; kalın veya ince fıkra deriz. Kalın fıkrayı herkes anlar (Gülüyor)…

Orhan Baba’nın gençlik sırrı

– Sabahları 06.30’da kalkarım. Aç karınına yürüyüşe giderim. Sonra Sevim Hanım’la kahvaltı ederiz.

– Bal çok yerim…

– 13 yaşımdan itibaren uzun yıllar ağır sporlar yaptım; güreş, boks, halter… Şimdi de jimnastik yapıyorum ama geçmişin de ekmeğini yiyorum.

– Sigarayı 33 yıl önce bıraktım; içkiyi daha da önce. Gece hayatımız da yoktur.

Sevim Hanım’la en fazla 20 dakika küs kalırız

Sevim Hanım’la 40 yıldır berabersiniz. Maşallah! Sırrınız nedir, siz mi idare eden kişisiniz?

İki insanın biraraya gelmesi kolay değil. Ancak bunu tarih boyunca insanlar yaptığına göre demek ki olabiliyor. Birbirini seveceksin, sayacaksın, anlayışlı olacaksın, empati yapacaksın… Mesela, bizim patırtımız kütürtümüz olmaz. En fazla 15-20 dakika sonra hiç bir şey olmamış gibi gelir Sevim Hanım, konuşuruz. Çok güzel bir hadisimiz var bizim; “iki kişi bir araya geldiğinde biri başkan olsun” der. Dirlik, birlik için karar verirken tek karar olması gerek; iki karar olmaz.

Genelde kararları Sevim Hanım mı verir?

Evde ben karar veriyorum sanıyorum ama değil (Gülüyor)… Evde Sevim Hanım karar verir. Evi güzelleştiren hanımdır.

Sevim Hanım’ı kızdırırsanız gönlünü nasıl alırsınız?

Ondan bir şey esirgemem mümkün değil ki. Birbirini anlamak; uyum sağlamak önemli.

Ev işlerine yardım eder misiniz?

Yapmak isterim ama bana yaptırmıyorlar. Beceremiyorum da. Mesela babam iyi yemek yapardı, özel merakıydı. Benim öyle özel merakım yok, yerim sadece (Gülüyor)…

Sizin ilgi alanlarınız astrofizik, arkeoloji, tarih değil mi?

Jeoloji ve felsefe de var.

”Ben sakin değil; öfkesine hakim adamım’’ doktor dedi

Bayramda ne yapacaksınız?

Ailece İstanbul’dayız. Şehir dışına zaten nadiren gideriz. Ailemle birarada geçirmeyi seviyorum… İlk Sevim Hanım elimi öper, sonra çocuklar. Bayramların sihirli günler olduğuna inanırım; sevgiyi saygıyı güçlendirir.

Aramayanlara gücenir misiniz?

Katiyen. Ararlarsa teşekkür ederim, aramayana ise kızmam.

Siz neye kızarsınız peki, sinirlerinizi aldırmış gibisiniz?

Doktoruma “ben sakin adamım” demiştim. O da “Orhan Abi sen sakin adam değilsin, öfkesine hakim adamsın” dedi. Bu hoşuma gitti. Demek ki ben kendimi kontrol edebiliyorum; geniş düşünmeye çalışıyorum. Kendimden eminim, kendimle barışığım, ne yaptığımı biliyorum. Bozulan, kızan kişiler kendisiyle barışık olmayanlardır sanırım.
En son ne zaman birine sesinizi yükselttiniz?

Hatırlamıyorum bile. Ancak tabii ki ben de insanım; hatasız kul olmaz (Gülüyor)…

 

 

http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&hid=23577

Bir önceki Ameliyat paramı Orhan Baba ödedi başlıklı haberimiz etiketi ve orhan gencebay etiketi hakkında bilgiler verilmektedir.

379 okunma | Oct 12th, 2014 | 2014 Haberleri